Davet üzerine katıldığım bir grup bloggerle çıktığımız harika bir deneyimdi Rixos Premium Belek. Kapıda kolonya ve lokumla kaşılama merasimi sonrası, odalarımıza kadar çıkarıldık.
Otelde 160 marka ile 12 ay boyunca faaliyet göstermekte. Ayakkabıdan tutunda, iç giyim, gece kıyafetleri ve aksesuarlara kadar bir çok ünlü ve tanıdık marka var.
Kahvaltı, öğle ve akşam yemekleri her tür damak tadına hitap eder şekilde. Akşam yemeğiniz eşliğinde Dancing Water'la ışıkla dans eden suları ve suya yansıtılan görüntüleri izleyebilirsiniz.
Akşamları oyun salonunda eğlenmek isteyebilir, discoda sabaha kadar dans edebilirsiniz. 3 gün üstüste gittiğimden midir bilmem disco müzikleri sürekli kendini yenilemeye başladığından üçüncü gidişimde dans etmekten çok lobide güzel bir türk kahvesi içmeyi tercih ettim. Bu arada lobide, denemesem de Rixos Kahve'yi denemenizi tavsiye ediyorum.Rixos'un kendine ait bir kahvesi var ve tamamen unutkanlıktan bu tadı kaçırdım. 
Su parkı Troyaqua, Truva konseptini yansıtan alışılmışın dışında olduğunu düşündüğüm bir eğlence yeri. Tarih itibariyle açık olmamasından gezme fırsatı bulamasam da, gördüğüm dev su kayakları müşterilerine eğlencenin doruğunda bir tatil çıkarmalarını hedefliyor. Dolphinarium, 3 yunus, 2 balina ve 1 su aygırı eşliğinde büyük küçük herkese keyifli anlar çıkartıyor. Yaklaşık 45 dakika süren gösteri sonunda, fotoğraf çektirebilir, dileyen müşteriler de yunuslarla yüzme deneyimi yaşayabilir.
Bu güzel otel deneyimimin yanı sıra harika dostlar edindim. Bir kısmını şahsen, bir ksımını friendfeed ve bloglarından tanıdığım bloggerlarla keyifli bir tatil geçirdim. Her birine tekrar teşekkür etmek isterim:
Eyüp Kaplan: Göstermiş olduğunuz nezaket ve misafirperverlik için sonsuz teşekkürler.
Uğur Özmen ve Şule Özmen: Uğur "Abi" diyorum artık size hocam yerine. Önerdiğiniz biraya ters limon bardağını en kısa zamanda deneyeceğim:) Şule Hocam, güzel sohbetiniz ve zerafetinizle göz bebeği oldunuz. Bu kadar neşeli bir çift daha herhalde bir daha göremem. Sohbetinize ve bilginize sağlık.
Müge Cerman: Müge Ablacım, sürekli sağlımı düşünmen ve öğütlerde bulunman elini tutma isteğimi pekiştirdi:) Öğütlerin için bir kez daha teşekkür ederim. Manalı bakışlarını unutmayacağım. Benle konuşacağın mesele için de İstanbul'a özel olarak geleceğim:)
Devletşah Özcan ve Barış Özcan: Devletşah ben sarı demiştim kesinlikle:) Yediğim leziz ayva tatlına ve içine sığmaz enerjine bayıldım. Dostluğun ve hikayen için çok teşekkür ederim. Barış, çektiğin fotoğraf ve videolar için teşekkürler. Ellerine sağlık.
Burcu Tüzün: Burcucum, herhalde senle en eğlendiğimiz yer discodur. Bu kadar büyük kahkahalar en çok senle atılabilirdi. Yine de "olsun olsun herkesin başına gelebilir" diyelim:) Dostluğun ve değerli paylaşımların için çok teşekkürler.
Eren Kumcuoğlu: Erencim, senle kesinlikle discoya gitmek gerek:) Eğlenceli geceler ve arkadaşlığın için sonsuz teşekkürler. Ancak ilk gece taşıdıklarımız için iyi bir iş birliği yaptığımız kesin;) İstanbul'da kahve sözünü unutmadım:)
Burak Bayburtlu: Güneşte en az benim kadar yanabilen siyahlı adam Burak. Sağlığım için göstermiş olduğun inceliği unutmayacağım. Umarım seninki de iyi olmuştur. Disco gecelerine dikkat et...:)
Burak Dönertaş ve Meryem Dönertaş: Burak, sendeki resimlerimi derhal istiyorum:):) Meryemcim, güzel yüreğinle içimi ısıttın, hoş sohbetinle çok eğlendim. Tezime gösterdiğin ilgi için de ayrıyeten teşekkür ederim sana. Hayat konsundaki öğütlerini ve iyi dileklerini hiç unutmayacağum. İlk ziyaretimde sendeyim:) Mutluluğunuz daim olsun güzel çift.
Dinçer Keskinpala: Dinçer senle yolculuk etmek çok keyifli, her ne kadar sürekli uyuduysam:) Sanırım ikimizinde aklından çıkmayacak güzel bir anımız var: Otogardaki Sabri Abi! Aklıma gelir hala gülerim. Nezaketin çok teşekkür ederim.
Harun Pekşen: Şen şen Pekşen:):) Sevgili komşum. Senin için yazacak çok şeyim var ama...:) Eğlenceli dostluğun ve paylaşımların, sorduğum sorulara mantıklı yanıtların için pek pek teşekkürler. Sağlığımla ilgili mütemadiyen ilgin için de ayrıyeten teşekkürler, çok naziksin. Ama 5-2 yi de söylemeden geçemeyeceğim. Savunmaların konusunda TINNNN....:):):)
Metin Kahraman: Metincim, sanırım geldiğimiz ilk günü hiç aklımızdan çıkarmayacağız. Ama alacağın olsun ki evine geldiğimde aynını yapamayacaksın:) Dostluğun, paylaşımların için çok çok teşekkür ederim. Bokowski olayı da Harun, sen ve ben aramızda haaa:) Şaraplı gecemiz de pek bir hoştu. Tekrarlamak dileğiyle. Şopardan sevgilerle abicim:)
Y. Emre Güzer ve Duygu Güzer: Sizleri tanımak çok güzledi. Gecelerde çok göremesem de gündüz havuz sefası sonrasında doktor sefasında kaderlerimiz aynı oldu:) Görüşmek dileğiyle.
Murat Kahraman: Murat toplantı odasındaki futbol muhabetlerini ve discodaki Denizle dansınızı unutmayacağım:) Çok memnun oldun tanıdığıma seni.
Deniz Kahraman: Deniz, kaderdaş demek istiyorum sana. Ankaralı, eski Avivalı...:) Senle sohbet çok keyifliydi tekrarlamak isterim en kısa zamanda. Heyecanlı haline bayıldım:) Çok memnun oldum tanıdığıma seni.
NOT: İsimler, herhangi bir sıra gözetilmeden yazılmıştır. Fotoğraf ve video katkısı nedeniyle devletşah'a kocaman teşekkür.
Geçtiğimiz hafta Cuma günü akşam yemeğini İdeshot' un yaratıcıları Metin ve Harun ile yemek istedim. Onların rehberliğinde Esentepe' de küçük bir dürümcüye gittik. Onların daha önce çok defa gittikleri bu yerin adı Haluk Abi.
Adını sahibinden alan mekan küçük olmasına karşılık oldukça leziz bir mutfağa sahip. Yemeklerinden daha çekici olan ise Haluk Abi' nin sohbeti ve hayat hikayesi. Kendisi ile bizzat tanışmanızı ve o güzel sohbetini dinlemenizi tavsiye edeceğim için burada ayrıntıları ile anlatmayacağım herşeyi.
56 yaşında genç bir adam Haluk Abi. Yaklaşık 10 yıl önce kapattığı fabrikasının ardından bir dürümcü açmış. İktisat mezunu Haluk Abi yatırım yapmayı biliyor denebilir. Kendisinin ifadeleri ile dürümcüyü açmak için şuan ki nokta da fizibilite çalışması yapmış. Çok fazla insanın geçtiği ve çok sayıda öğrencinin yaşadığı bir nokta olması önemli etkenlerden olmuş. Daha büyük bir yer açmak yerine orta halli bir dükkan açmayı stratejik olarak gerekli görmüş.
Haluk abi benim ilk kez şahit olduğum güzel ve ilham verici bir uygulama ile tanınıyor aslında. Dükkanının camında her gün değişen bir günün sorusu ilan ediliyor. Eğer sorunun cevabını biliyorsanız çorbanız Haluk Abi'den. Ben ilk kez gitmiş birisi olarak günün sorusunu bildim ve çorbamı ücretsiz içtim gerçekten. Bu doğru ürün, doğru yer ve doğru pazarlama Haluk Abi'yi mahallenin en sevilen mekanının sahibi yapmış.
İki çocuk babası Haluk Abi, çocukları 18 yaşına girdiğinde onlara iki hediye aldığından bahsetti. Çerçeve içinde bir Türkiye haritası ve bir mercek. Oldukça ilginç bu iki hediyenin anlamlarını da hemen anlatıverdi.
Türkiye haritası; ülkelerine bakıp milliyetçi duyguları pekişsin diye değil, bu ülkede yapacakları ticaret ve işler için ulaşmaları gereken insanların sosyal, kültürel farklarını, ekonomik durumlarını sürekli olarak hatırlasınlar ve doğru ürünü doğru hedef kitleye sunabilsinler diye. Geniş düşünebilsinler ve ulusal işler yapabilsinler istediği için.
Mercek hediyesi için ise şunları söyledi Haluk Abi; "Ben ortaokuldayken mercek ile kağıt yakma deneyleri yapardık. Güneş ışınlarını, merceği sabit tutarak, kağıdın bir noktasına odakladığımızda kağıt yanardı. Merceği odaklamadığımızda yani kağıdın üzerinde gezdirdiğimiz de ise kağıt ısınmazdı bile. Tıpkı bunun gibi ne iş yaparsanız yapın odaklanmak çok önemlidir. Bunu çocuklarımın unutmaması için Mercek hediye ediyorum."
Şaşkınlık içerisinde harika bir yemek yediğim bu güzel dürümcüyü ve ticaret adamını tanımama vesile oldukları için değerli dostlarıma teşekkür ederim.
Haluk Abi'nin adresi : Esentepe girişi Mecidiyeköy (Profilo AVM yanı)
Geçtiğimiz hafta ziyaret etmekten keyif aldığımız Didim'de idim. Uzun ve yoğun bir çalışma temposu arasında dinlenmek kadar insanı kendine getirir bir şey daha yok sanırım. Salıncakta sallanarak özlediğim kitap okuma anlarıma geri dönmek benim için tatilin en keyif veren yanıydı. Dalgalı bir deniz ve rüzgarlı bir hava... Barbekü üzerinde yenen balığın lezzeti de tatil de ayrı çıkıyor.
Esintili bir havanın hakim olduğu Didim'de Mavişehir'e bağlı Sağtur da şu aralar hummalı bir çalışma var. Mavi Ay ismini verdikleri 5 yıldılı otelin çalışması. Eylül ayında açılması beklenen otele bir çok tatil severin akın edeceği söyleniyor.Dinlenme için tavsiye edebileceğimiz bir yer Didim.
22-30 Mart tarihleri arasında Ankara Kültür Merkezi'nde düzenlenen 2. Ankara Kitap Fuarını ancak bugün gezme imkanı buldum. Saatlerinizi harcayabileceğiniz harika bir fuar. Eylül Fuar & Organizasyon, kitap fuarını geçtiğimiz yıl, yayınevleri ve yazarları bir araya getirerek başarıyla gerçekleştirmişti. Aynı şekilde bu yılda başarısını gösterdi. Bir çok yayınevinin katıldığı fuarda, bugün Cezmi Ersöz, Hulki Cevizoğlu ve Füsun Önal'ın imza günlerine de katılma imkanı bulabilirsiniz. Gezerken acıkan okuyucular için de oluşturulan çadırda, her türlü açlık ihtiyacınızı giderecek yiyecekler bulabilirsiniz.
Ben çok beğendim. Yarın son gün. Ziyaret etmeyenlerin muhakkak uğramaları gereken bir fuar. Haydiiii!
Mothandmoth olarak Ankara'da görmediğimiz neresi kaldı diye düşünürken, akılımıza yeni açılan Panora Alışveriş Merkezi geldi. Oran semtinde inşaa edilmiş olan 9 futbol sahası genişliğinde, 4 katlı bir yaşam merkezi olan Panora; gerek mimari özelliği, gerekse doğa temasının işlenmesiyle geçirdiğiniz zamandan inanılmaz keyif almanızı sağlayacak. Giriş kapısının sağ ve sol taraflarındaki koridorlarda dünya mutfağından seçme yiyecekler, adlarını herkesin bildiği restaurantlarda, sizi bekliyor.
İçeri girdiğinizde oldukça ferah bir ortamla karşılaşıyorsunuz. 174 mağazandan oluşan merkezin ikinci katında, 7.000 m2`ye kadar ulaşan ve farklı zevklere sahip kişilerin keyifli vakit geçirebilecekleri eğlence alanları ve görkemli bir fast food avlusu bulunuyor. Özellikle çocuklu ailelerin, çocuklarını gezdirmek ve eğlendirmek için yapılmış olan oyun merkezi, her yaşa hitap ediyor.
Biz gördük ve çok eğlendik. Kesinlikle ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri.
Gordium, United Plankton' un en çok sevdiği organisayon şirketi. Selim Bayındır ve ekibi bir kez daha harika bir projeye imza atıyor. 3 haftada bir İstanbulluların ve İstanbul a gelebeliceklerin kulaklarını temizlemeye yemin etmiş. Bunun içinde Ghetto da akustik konserler başlattı. İlki 11 Ocak 2008 de Levent Yüksel. Tüm konserler Ghetto'da olacak...
Biletler Biletixte...
Geçtiğimiz hafta terör saldırılarıyla mateme bürünen Türkiye, bugün tek bir yolda birleşti. Saldırılar üzerine daha bir coşkuyla kutlandı Cumhuriyet Bayramı. Biz de mothandmoth olarak Anıtkabir'i ziyaret ettik. Oldukça kalabalık olan Anıtkabir, devlet büyüklerinin yanında yüzlerce sivili de ağırladı. Biz de Mustafa Kemal Atatürk kabrinin önünde duamızı ettikten sonra gönderde dalgalanan bayrağa bakarak ayrıldık. Bu şerefli günü, gururlu ama buruk bir bayram olarak hatırlayacağız...
Bayram tatilini fırsat bilip "mothandmoth" olarak Didim' e gittik. Didim Mavişehir'i ilk ziyaretimizi de sizlerle paylaşmıştık. Didim gerçekten ziyarete değer güzellikte bir tatil yöresi. Bu ziyaretimizde Apollon Tapınağını gezme fırsatı bulduk ve oldukça etkilendik. M.Ö. sine dayanan geçmişi ve gizemleri ile heybetli bir kalıntı bu tapınak. Biliciğin merkezi olarak bilinen ünlü kalıntı mutlaka görmeniz gereken yerlerden birisi bizce.
Tapınak geçmişi hakkında bilgi almak için tıklayınız.
Bizim fotoğraflarımızı flickr dan görebilirsiniz
Bir kaç hafta önce "mothandmoth" olarak ani bir kararla Büyük Ada'ya gittik. İkimiz için de bir ilk ziyaretti. Deniz otobüsü ile yaklaşık 45 dk süren bir yolculuktan sonra vardık adaya. İner inmez de fotoğraf çekmeye başladık tabiki. Adayı faytonla mı yoksa bisikletle mi turlayalım diye düşünürken, gözümüze ilişen çift kişilik bisiklet karar vermemizi kolaylaştırdı. Çıkabildiğimiz kadar adanın yukarılarına çıktık ve oradan bisikletle gidebildiğimiz kadar hızlı bir şekilde aşağıya bıraktık kendimizi. Yetmedi, içimizde kalan fayton merakı, bizi fayton sırasına girmeye zorladı. Mevsimlik çalışan at terbiyecilerinin kulladığı faytonlar, adanın en tepesine çıkarak piknik alanlarını ve çeşitli tarihi yapılarını gezdirdi. Balık lokantalarından gelen açlık kokularına dayanabilirseniz, deniz kenarında banklarda oturup çeşitli türdeki kuşları izlemenizi tavsiye ederiz. Hafta sonu planlarınıza mutlaka katmanızı öneririz bu geziyi. Yaz bitmeden gitmek için çok az zamanınız var!
Sizlere daha önce hafta sonunu farklı kılmak için bilmediğiniz bir yerde denemediğiniz bir şeyler yapabilirsiniz önerisinde bulunmuştuk. Bu Cumartesi Didim Mavişehir de çok farklı bir gün geçirdim. Tanımadığım bir yerde hiç tanımadığım insanlarla oldum. Gün doğumunu ve gün batımını seyrettim. Bu ikisi arasındaki zamanda "Çakır Cafe" yi keşfettim. Mavişehir sahilde küçük bir yer. Ramazan Abi cafeyi 11 yıldır işletiyor. Ayşe yaz ayı eğlencesi orada çalışan İzmirli, Radyo Televizyon mezunu, İngilizce bilen eğlenceli bir kız. Özlem Ayşe'nin arkadaşı ve Didim' de yaşıyor. Bakın ne çok şey öğrenmişim haklarında...hatta Ayşe bulaşık yıkamayı seviyor ve tavlayı çok iyi oynuyor:) 5-0 yenildim ordan biliyorum. Maç bile seyrettim. Antalyaspor' un ligten düşmesine üzüldüm, Cabbar adında şirin bir köpek sevdim, kağıt oynayan yaşlıları izledim...açıkcası İstanbul'un yoğun stresli gününden çok uzakta sakin bir ege günü bana çok iyi geldi. Ayrıca bi dolu sıcak insanla tanıştım Akşam saat 20 de Didim - Ankara otobüsünde Moth ile buluşuncaya kadar. Pazar mı ne yaptık...e Ankaradaydık!
Lütfen yolunuz Didim' e düşerse gidip Çakır Cafe'yi görün. Orada ki insanları birbirine paranın değil sevginin bağladığını keşfedeceksiniz. Ayrıca güneşin batışını seyredin, fotoğraf çekin ve dinlenin.
fotoğraflar nerede sizce:)
Bir hafta sonu en kolay nasıl farklılaştırılır ve ne tür eğlenceler işin işine katılabilir diye düşündüğümde aklıma ilk gelen şey "görmediğin bir yere git ve yapmadığın bişeyler yap" gelir. Cihan için de çözümüm buydu ve sevgili dostumu benim neredeyse her hafta sonu gittiğim Ankara ya davet ettim. Cumartesi günü akşamına kadar geçen zamanı biliyorsunuz bir önceki yazıdan. Ankara akşamını bir eğlence mekanında noktaladık diyebilirim. Hilton "Murphys" oldukça güzel bir eğlence mekanı. Pazar gününün ilk ışıklarını Başkent Soap adında (Dedeman Otel'in tam karşısı) karşıladık sıcak çorbalarımızla. Pazar günü moth ve moth kavuştu elbette...Ve bize katılan değerli dostlarımızda vardı.
"Deniz Durmaz"... yeni tanıştığım ve hemencecik sevdiğim Moth'umun arkadaşı örneğin. Cebe ayrılmaz Ankara parçamız ve Deniz (sarışın afet) de bizimle idi yine. "Ata Kule" gezilmesi gereken yerlerden sayılabilir ve mutlaka orada "Brunch" yapmalısınız. Makul sayıda seçenekleri ve hoş bir yükseklikte keyifli öğle saatleri için doğru adres bizce.
Sonrasında elbette vazgeçemediğimiz Puzzle Cafe ve çok eğlenceli bir Tabu oyunu...Açıkcası Tabunun zenginleştirilmiş hali oldukça eğlendirici. Canınız sıkılmadan oynuyor ve zevk alıyorsunuz. Ben ve diğer Moth birbirimize rakip olmak zorunda kalmasaydık keşke:) Ardından canımız ne çekmiş olabilir:) elbette ki Çin Yemeği...bu sefer Armada' da bulunan Fan Fang'ı tercih ettik. Allahtan masada ilk kez çin yemeği deneyecek olan birisi vardı da orada da yemek dışında gülebilmemiz için imkan doğmuş oldu bolca:) ardından kahve içmesek olmazdı ve kahve deyince bizim aklımıza "Starbuck's" geliyor kesinlikle. Kahveler bittiğinde Moth'um ve Deniz Durmaz ayrılmak zorundaydılar yine ve 2 hafta boyunca uzak kalacağım Ankara'ya veda zamanı yaklaşmıştı. Cihan tecrubesizliği nedeniyle konforsuz bir seyehat aracı ile dönmemize neden oldu ama Ankara anılarımız arasına konforsuz İstanbul seyehati de eklendi böylece. Hemen söylemeliyim, eğer İstanbul' dan Ankara'ya (veya tersi) seyehat edecekseniz uçağı değil otobüsü tercih edin. Tek şart iyi firmadan ve kaliteli seferden bilet almak.
Ankara da olması şart değil belki sizin hafta sonunuzun ama dostlarınız, yeni tanıştığınız sıcak insanlar, hoş ve farklı deneyimler yaşayabileceğiniz mekanlar mutlaka keyif veriyor. Cihan içinde oldukça farklı oldu ve bolca fotoğraf çekti. Bunları "flickr" larımızda görebilirsiniz. Tavsiyemiz şudur; hafta sonlarınız eğer çalışıyorsanız çok önemli ve nasıl değerlendirdiğinizin çalışma hayatınızdaki başarınızla direk ilgisi var. Bizce önemseyin.
Güle güle Cihan!...Yine bekleriz
Sonbaharını hiçbir şehrin sonbaharına değişemeyeceğim, taş binalarla çevrili, şu aralar yağmurlu, yazın boş, kışın soğuk ama hep hüzünlü, hep hüzünlü Ankaramın bir ziyaretçisi vardı geçtiğimiz hafta. İlk kez bu hüzünlü kente gelmenin heyecanı, damağında kalan "somon" tadı, yalnızlığına yoldaş "Anıtkabir"in bıraktığı tek damla gözyaşı, dinlenmek için oturulan cafe'nin "risk"i, eğlenmek için gidilen mekanların "zevk"i güneşin bir türlü doğmaması, dönen restorantta yenen pembe puantiyeli "hüzünlü" kekler, kahkahalarla geçen "mor" oyunlar, kahve keyfiyle sonlanan ve "Deniz" özlemiyle geçen bir Ankara turu...
Hoşgeldin Cihan...:) Daimi konaklama yeri Dedeman'da geçirilen birkaç saatten sonra Sushi-co'da güzel bir kahvöğlen (kahvaltı-öğle yemeğini birleştirme çabam:)) yemeği yedik. Ankara'nın fazla samimi taksicileriyle tanışan Cihan, ilk kez gördüğü Anıtkabir'e gitti. Milli duygularla dolan yüreği ve gözleriyle ayrıldık Anıtkabir'den. Oysa o sırada bizim içimizdeki duygu çöpçatanlık planlarından ibaretti:) Çok çok sevdiğimiz "hani" Cebe'nin eşliğinde Puzzle Cafe'ye gittik. Uzadıkça bana sıkıntı veren işgallerle, çarpışmalarla geçen "risk" oynadık. Eski ve yeni yüzlerin karşılaşması ve tanışmasına sahne olan New Castle'da içilen biraların akabinde "annemle babam beni bekler" cümlesiyle oyun bozan ben, Moth'unu ve Cihan'ı bırakarak evime döndüm. Dönmemeyi isterdim ki; 50lik teyzelere meze olmasın bu iki delikanlı(!):)
Benim için cumartesi burada son bulurken, eğlenceyi yaşayan Moth'um "Ankara Macerası"nın pazar kısmını size anlatsın. :)