03 Temmuz 2009 Cuma
Zayıflamanın en kolay yolu
Posted by
muammerokumus
at
02:45:00
0
comments
Links to this post
Labels: Videolar
27 Haziran 2009 Cumartesi
Michael Jackson' ın anısına
50 yaşında, ani ölümü ile tüm hayranlarını ve dünyayı üzen Michael Jackson için O'nu dinleyen ve seven bir blog sahibi olarak yapabileceğim en iyi şeyin anısına bir iki satır yazmak olacağını düşündüm. 6 yaşında sahneye çıkmış ve 1982' de çıkardığı "Thriller" albümü ile tüm zamanların en çok satan albümünün (110 milyon adet) sahibi ünvanına da sahip Jackson 1993' te İstanbul' da konser vermek için Türkiye' ye de gelmişti. Jackson, aynı zamanda da Türkiye de en çok albüm satan yabancı ünvanına da sahip. Sanıyorum ki dünya uzun zaman Jackson' ı unutmayacak.
Posted by
muammerokumus
at
17:14:00
0
comments
Links to this post
Labels: Düşüncelerimiz, Güncel, Videolar
13 Haziran 2009 Cumartesi
Pixar'dan yeni bir kısa film
Bebek getiren leylekler, bebek yaratan bulutlar...çok güzel olmuş kesinlikle!...
Hikayeyi Pixar' dan okumak için tıklayınız.
Posted by
muammerokumus
at
12:44:00
1 comments
Links to this post
Labels: Videolar
23 Mayıs 2009 Cumartesi
Ultimate Breakdance Robot
Posted by
muammerokumus
at
19:26:00
2
comments
Links to this post
Labels: Videolar
16 Mayıs 2009 Cumartesi
Profesyonel İnternet Kullanıcısı olmak ya da olmamak…
Tek başına kaldığında kendini geliştirme yetenekleri sınırlı olan insanoğlu yüzyıllar öncesinden başlayarak güvenle bir arada yaşamak için toplumsal kurgular geliştirmiş ve bu kurgular arasında bireyi en çok mutlu edecek olan toplumsal yaşam becerisi adına uzun uzun düşünüp binlerce eser ortaya koymuştur. Sosyal bilimciler, toplum bilimciler, felsefe insanları, siyaset adamları toplumların en doğru biçimde bir arada kalabilmeleri için neredeyse her yolu denemişlerdir. İnsanoğlunun en temel ihtiyaçlarından saydığım bir arada yaşama arzusu ile çelişen bireysel özgürlük talebi, herkesin çözülmesi gereken çok önemli bir sorun olarak gördüğü en değerli problemdi çoğunlukla. Hem özgür hem de toplumsal kurallarla mutlu bir örgü nasıl olacaktır? Tabii ki sosyalleşen birey sayesinde. Hem kendisine sunulmuş sınırlı alanda sosyalleşecek hem de bu alan içerisinde kaldığı sürece müdahele edilmeden dilediğini yaşayabilecek bireylerden oluşacak bir toplum neredeyse en sağlıklı toplum olarak görülmüş tüm kurguların detaylarında.
İnternetle tanışma
İnternet’in ilk olarak yaşamımıza girdiği günlerde “artık bilgiye ulaşmak daha kolay” cümlesinin karşılığı olan “bilgi toplumu” terimiyle sık sık karşılaşır olduk. O dönemlerde internetin kişinin sosyalleşmesi ihtiyacına cevap verebilecek bir araç olduğu düşünülmüyordu. Hatta bunu düşünmesi muhtemel, internete erişebilmiş ve profesyonel kullanabilen çok küçük bir kitle dahi akletmiş sayılmazdı. Tüm toplum katmanlarına internetin ulaşması bugün bile mümkün olabilmiş değil aslına bakarsanız. Yine de ilerleyen dönemlerde bilgisayarın “çocukların eğlence aracı” olarak anılmasına sebep olun Amiga, Amstrad, Commodore64 çağını geride bıraktık. İnternet değil bilgisayar oyunları dönemi olarak söz edebileceğimiz bu dönemin hemen ardından toplumun farklı kesimleri yavaş yavaş gerçek internet ile tanışmaya başladı. Bu tanışma bireyi “internet toplumu”na eriştirmiş değildir ancak tanışmanın çıktısı olarak anabileceğimiz “bilgisayar iyi bir şeydir” – en azından henüz o dönemde orta okul çağlarında olan nesil için – cümlesi önemlidir diye düşünüyorum.
13 Mayıs 2009 tarihinde hergunbiri.com sitesinde yayınlanan yazının devamını okumak için lütfen tıklayınız.
Posted by
muammerokumus
at
02:17:00
0
comments
Links to this post
Labels: Bizden Haberler, Düşüncelerimiz
06 Mayıs 2009 Çarşamba
Bedük'ten Klip Sensin
Automatik klibi ile gündeme gelerek internet üzerinde yapılan hoptek ve kolbastı anahtar kelimeleri ile yapılan aramaları tavana vurduran ve hemen ardından Algida için bir video hazırlayan Bedük, şimdi de izlesene.com' la yaptığı proje ile hayranlarına ulaşmayı hedefliyor.
Albümündeki 4. parça olan Roundabout 2. müzik videosu olacak. Bu video, izlesene.com üzerinden hayranlarının yükleyeceği videoların montajından oluşacak.
İnternet'in bir pazarlama aracı olarak müzik dünyası tarafından da akıllıca kullanılacağı kesin.
Yarışma sayfasına ulaşmak için tıklayınız.
Bedük'ün resmi web sitesi için tıklayınız.
Posted by
muammerokumus
at
18:12:00
0
comments
Links to this post
Labels: Düşüncelerimiz, Noktacom, Videolar
02 Mayıs 2009 Cumartesi
Benim için Efes
Efes Pilsen 40. yılını kutluyor.
Sanıyorum tv, internet, sinema, gazete mecralarında yayınlanan reklamlardan "Benim için Efes" kampanyasını zaten biliyorsunuz. İş yoğunluğum nedeniyle fırsat bulup hakkında ki düşüncelerimi yazamadığım bu kampanyanın çok yönlü bir pazarlama iletişimine dönüştürülerek başarıya ulaşmış olması herkes tarafından farkedilmiş anladığım kadarıyla. Çok sayıda yayın kuruluşu ve değerli blog, kampanyaya yer vermişler ve tebriklerini dile getirmişler.40. yılını, 6. kez logo değişikliği gerçekleştirerek ve "bira bu kapağın altında" anahtar cümlesi sayesinde her kesime dokunma gayreti ile kutlayan Efes Pilsen özellikle bloggerlarla kurduğu iletişimi ile de göz doldurdu bana sorarsanız. Daha önce Uno markası için blog sofrası case'i ile de blog iletişimine bakış açısını sevdiğimiz Pure New Media, bu kampanyanın da yaratıcısı. Projenin yaratıcı ekibini ve ajansı bir kez daha bu vesile ile tebrik ediyorum.
Benim için Efes kampanyası için "mothandmoth" adına kampanya sitesine gönderdiğim yazı ve fotoğrafın ardından bir teşekkür kıymetinde olması gereken ancak çok ötesinde bir iş başaran "bira bu kapağın altında" yazılı hoş bir paket aldım diğer blog yazarları gibi. Heyecanla kutuyu açtığımda hazırlanmış hoş süprizi gördüğümde ise
gerçekten duygulandım. İsme özel bir etiketle sunulmuş "tombul" şişe gerçekten de o kapağın altındaydı. Kafamda süre gelen Efes Pilsen imajı çok daha değerli bir yer edindi. Zira burada markanın sizinle kurduğu basit iletişimin ötesinde imajı, zenginliği ve kalitesi sizi derinden etkiliyor. 40 yıldır var olan dev bir marka ile yeniden tanışmanızı sağlıyor. Evet bu doğru, 40 yıllık bir marka ile yeniden tanışmanızı sağlıyor.
Kampanya için hazırlanmış reklam filmini de herkesin keyifle seyrettiğini biliyorum. Yıllar önce çekilmiş "alkolsüz bira" reklam filmini de keyifle seyredebilirsiniz.
Kampanyayı bigumigu.com' dan okumak için tıklayınız.
Posted by
muammerokumus
at
23:03:00
0
comments
Links to this post
Labels: Bizden Haberler, Düşüncelerimiz
22 Nisan 2009 Çarşamba
23 Nisan - Konuk yazarımız bizlerle
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayram' ında konuk yazar almayı planlamıştık. Konuk yazarımız canım kızım Hande Betül oldu. Ancak yazarımız henüz yazı yazmayı bilmediği için annesinden (Aytül) kızımla bir röportaj gerçekleştirmesini istedim. Beni kırmadığı için Aytül'e teşekkür ederim.
Kızıma minnettarım.
Tüm dünya çocuklarının bayramını kutluyoruz.
Keyifle okumanızı diliyoruz.
Aytül : 23 nisan hakkında ne düşünüyorsun?
Hande Betül : Çok güzel. İçimde mutluluk var, okula gitmeyi çok seviyorum, şiir öğrenemedim ama winx kitaplarını çok seviyorum.
Aytül : Büyüyünce ne olacaksın?
Hande Betül : Balerin.
Aytül : Niçin?
Hande Betül : Çünkü zayıflatır insanı, çok güzel olurlar balerinler. Bir de parlak elbiseleri vardır.
Aytül : Arkadaş olmak nedir?
Hande Betül : Anneler oyuncaklarımızı paylaşınca çok sevinirler, bazen kızar ya da kavga ederiz, küsebiliriz de. Ama arkadaşlarımızı çok severiz.
Aytül : En iyi arkadaşların kimler?
Hande Betül : İrem, Nisa, Kezuş, Çağan, Berrak, Berk, Almila, Barış, İlke.
Aytül : Nasıl bir dünya hayal ediyorsun?
Hande Betül : Ankara gibi bir dünya olmalı. Kuğulupark olmalı. Çok çeşitli minişler olmalı. Bir sürü miniş evi olmalı. Winxler olmalı. Kötüler olmasın. Kelebek ve uğurböcekleri olsun. Alınacak pek çok şey olsun. Kalbimde çiçekler olsun. Kaydıraklarda neşeli çocuklar olsun. Kocaman havuzlar olsun.
Aytül : Başbakan nedir?
Hande Betül : Polis demektir.
Aytül : Sen başbakan olsan ne yapardın?
Hande Betül : İnsanlara çok iyi davranır, uyumlu olurdum. (Hande Betül cevabı sonrası ekliyor; Bilmediğim şeyleri sorma bana. Hayvanlarla ilgili ya da ingilizce bir şeyler sor.)
Aytül : En sevdiğin hayvan?
Hande Betül : Köpek, zürafa, tavşan, leylek, devekuşu, ördek, balık, su kaplumbağası.
Aytül : Eline sihirli bir değnek versek peki, ne yaparsın?
Hande Betül : Herkesin istediğini yaparım. Çocuklara şeker, pamuk şeker veririm. Herkese dilek diletirim. Uçurtmalar hediye ederim.
Aytül : Sen çok şanslı bir çocuksun, her çocuk senin kadar şanslı olamayabilir. Senin kadar çok oyuncağı olmayan çocuklara ne yapmak istersin?
Hande Betül : Oyuncak almak ve paylaşmak isterim onlarla ama minik bebekler odamızı dağıtır ve annelerimiz toplar ama ben odamın ve oyuncaklarımın dağıtılmasını hiç sevmem. Minik bebekler zaten çok yaramaz olur. Annelerimiz onlar yüzünden bize kızar.
Aytül : Bize bir şarkı söylesen. Ne söylersin?
Hande Betül : "yurtta aşk,cihanda aşk,her yerde aşk bundan sonra...(ben kopuyorum bu şarkıdan sonra)
Aytül : Kendini anlatır mısın bize?
Hande Betül : Oyuncaklarıma çok iyi davranırım. Anne ve babamdan bir şey isterken "paramız var mı?" diye sorarım. Babam çok uyumludur, beni arabasında ön koltuğa oturtur. İstanbul' da gemiye bindirdi. Uçağa da bindik babamla. Konuşuruz, sohbet ederiz. Annem kahvaltı hazırlar bana, temizlikte ve eşyaları toplamada anneme yardım ederim. Annem bazen kızar bana. Oyun oynarız, her zaman bişeyler alırız. Annemle sirke gittim. Gezmeye gidince çok mutlu olurum ben. Arkadaşlarımla oyun oynadığım zaman da çok mutlu olurum. Babamı ve İrem'i çok özlüyorum. Ankara' ya taşındığımız zaman çok mutlu olucam.
Aytül : Bu dünya da en çok istediğin şey ne?
Hande Betül : Üçlü miniş, evli miniş, okullu miniş...babam alır bana, pahalı olunca annem almaz bana. Maaşını alınca annem de bana söz verdi, Bloom alacak. Annemle yatmaktan çok mutlu oluyorum. Anneciğim seni çok seviyorum.
Aytül : Çevre kirliliği nedir?
Hande Betül : Bazen herşey kirli olur, bazen yaramaz çocuklar etrafı kirletir, anneler "bu odanın hali ne böyle" der. Odamızı toplamadan uyumayız. Ben tek başıma yatmayı hiç sevmem çünkü korkarım. Ama Şenay Ablam bakkala gittiğinde yalnız kalmıştım evde. Ama hiç korkmadım o zaman. Sonra babam aradı ve geldi beni aldı. Evimize geldik, canım sıkıldı benim evde çok. Dışarı çıkmak istedim ama babam saate bir baktı ki saat 8 olmuş.
Aytül : Röportajla ilgili son cümlelerin ne olcak?
Hande Betül : Çok dua öğrendim ben. Babaannem onun için bana çok şey alacak. Çok güzelim, çok uysalım, çok sevimliyim. Bir de çok akıllıyım. Babama ve babaanneme benziyorum. Herkesi çok seviyorum. Babacığım seni çok özledim. Şenay ablama ve Bülent Abime selam söyle. Hemen gel Konya'ya. At binmeye gidelim yine.(tv'de "Ozmo Ozmo Ozmo, bu lezzet bir harika" şarkısına dalıp şarkıyı söylemeye başlıyor)
Posted by
muammerokumus
at
18:25:00
3
comments
Links to this post
Labels: Bizden Haberler, Güncel, Konuk Yazar
20 Nisan 2009 Pazartesi
İnternet Girişimleri Marka Araştırması - Nisan 2009
Crenvo Bilişim Danışmanlık' ın yapmış olduğu internet Girişimleri Marka Araştırması - Nisan2009 sonuçları Analist Arda Kutsal tarafından paylaşıldı. Kişisel olarak sonuçların son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Yorumlarını size bırakacağımız marka araştırmasını incelemenizi öneririm.
Posted by
muammerokumus
at
21:55:00
0
comments
Links to this post
19 Nisan 2009 Pazar
Logo
Terim 12 : Logo
Açıklama : İki veya daha fazla tipografik karakterin sözcük şeklinde okunacak biçimde bir araya getirilmesinden oluşturulan simgedir.
Kaynak
Posted by
muammerokumus
at
17:54:00
0
comments
Links to this post
Labels: Pazarlama Sözlüğü
Cafe Crown' da bloggerları keşfetti
Bir kaç yıl öncesine kadar markaların bloglar ile nasıl iletişim kuracağı konusunda kimsenin elle tutulur bir fikri yoktu Türkiye'de. Zaman ilerledikçe, çalıştığım sektör nedeniyle, markaların blog yazarları ile nasıl iletişime geçeceklerini çok fazla sormaya başladıklarını gözlemledim. Bu konuda ajanslarına sürekli sorular sorarak, onlardan strateji belirlemelerini, fikir üretmelerini istediler.
Bugün artık bloggerların etkin bir şekilde kullanılabildiği çok değerli projeleri ve bu projelere ajansları ile birlikte imza atan markaları sayabilme şansına sahip olduk.
Tüm bu projeler, profesyonel işimin yanı sıra, amatör bir ruhla devam ettiğim blog yazarlığının da ikinci bir mesleğim olduğunu bana öğretmeye başladı.
Hangi markaların hangi projelerle bloggerlarla iletişim kurduğu konusunu bu yazının dışında bırakacağım ancak Cafe Crown markası için uygulanan iletişimden bahsetmeden geçemeyeceğim. Zira bu iletişim, sadece bloggerlara değil blog okuyucularına da yönelik bir çalışma ve oldukça keyifli.
Cafe Crown çok sayıda blogger ile bu iletişimi kurdu elbette ki. Bu bloglardan birisi de "mothandmoth" oldu.
Cafe Crown'un event ajansı benimle iletişime geçtikten 1 saat sonra, bloggerlar için hazırlanmış, içerisinde kahve çeşitleri ve promosyon bardağı olan hoş bir kutu geldi ofisime. Hız kesinlikle inanılmazdı. Bu paketin içerisinde, bu yazının sonunda seyredebileceğiniz, blog yazarına özel hazırlanmış bir video da bulunuyordu. Hoptekle.com sitesi ile yürütülen marka iletişiminin bir parçası olarak hazırlanmış blog paketinin tasarımı ve video süprizi son derece hoş olmuş kesinlikle. Ancak blogger iletişiminin en zekice hazırlanmış kısmı bu değil.
Cafe Crown, gönderdiği pakete yazara hitaben bir kart eklemiş. Kartta yazan şu paragraf ilgi çekici kılıyor bu projeyi;
"...Bizzat denemeniz için size gönderdiğimiz Cafe Crown çeşitlerinin dışında; bloğunuzu takip eden, yorumlar yazan ve ya farklı katkılarda bulunan en sıkı 20 okuyucunuza da aynı ürünleri sizin adınıza göndermek istiyoruz..."
"Saygılarımızla" ifadesiyle son bulan hitap bana sorarsanız sıkı ve sıcak bir iletişimin başlangıcı için iyi düşünülmüş.
Şimdi bu noktada kimlere mothandmoth adına paket gitmesini isteyeceğimizi bildirmem gerekiyor. Biz de bu yazıyı okuyan ilk 20 kişinin bu paketin sahibi olmasını istiyoruz.
Lütfen bu içeriği okuduktan hemen sonra "mothandmoth@gmail.com" adresine isim, soyisim ve adresinizi yazınız. Bu iletişimin nasıl bir haz verdiğini kahvenizle birlikte tatmanızı istiyoruz çünkü.
Ve artık Cafe Crown'un paketinden çıkan hoş videoyu seyredebilirsiniz.
Teşekkürler Cafe Crown.
Posted by
muammerokumus
at
16:24:00
1 comments
Links to this post
Labels: Bizden Haberler, Düşüncelerimiz, Videolar
11 Nisan 2009 Cumartesi
Rixos Bremium Belek'de Hayata Kısa Bir Ara...
Davet üzerine katıldığım bir grup bloggerle çıktığımız harika bir deneyimdi Rixos Premium Belek. Kapıda kolonya ve lokumla kaşılama merasimi sonrası, odalarımıza kadar çıkarıldık.
Otelde 160 marka ile 12 ay boyunca faaliyet göstermekte. Ayakkabıdan tutunda, iç giyim, gece kıyafetleri ve aksesuarlara kadar bir çok ünlü ve tanıdık marka var.
Kahvaltı, öğle ve akşam yemekleri her tür damak tadına hitap eder şekilde. Akşam yemeğiniz eşliğinde Dancing Water'la ışıkla dans eden suları ve suya yansıtılan görüntüleri izleyebilirsiniz.
Akşamları oyun salonunda eğlenmek isteyebilir, discoda sabaha kadar dans edebilirsiniz. 3 gün üstüste gittiğimden midir bilmem disco müzikleri sürekli kendini yenilemeye başladığından üçüncü gidişimde dans etmekten çok lobide güzel bir türk kahvesi içmeyi tercih ettim. Bu arada lobide, denemesem de Rixos Kahve'yi denemenizi tavsiye ediyorum.Rixos'un kendine ait bir kahvesi var ve tamamen unutkanlıktan bu tadı kaçırdım. 
Su parkı Troyaqua, Truva konseptini yansıtan alışılmışın dışında olduğunu düşündüğüm bir eğlence yeri. Tarih itibariyle açık olmamasından gezme fırsatı bulamasam da, gördüğüm dev su kayakları müşterilerine eğlencenin doruğunda bir tatil çıkarmalarını hedefliyor. Dolphinarium, 3 yunus, 2 balina ve 1 su aygırı eşliğinde büyük küçük herkese keyifli anlar çıkartıyor. Yaklaşık 45 dakika süren gösteri sonunda, fotoğraf çektirebilir, dileyen müşteriler de yunuslarla yüzme deneyimi yaşayabilir.
Bu güzel otel deneyimimin yanı sıra harika dostlar edindim. Bir kısmını şahsen, bir ksımını friendfeed ve bloglarından tanıdığım bloggerlarla keyifli bir tatil geçirdim. Her birine tekrar teşekkür etmek isterim:
Eyüp Kaplan: Göstermiş olduğunuz nezaket ve misafirperverlik için sonsuz teşekkürler.
Uğur Özmen ve Şule Özmen: Uğur "Abi" diyorum artık size hocam yerine. Önerdiğiniz biraya ters limon bardağını en kısa zamanda deneyeceğim:) Şule Hocam, güzel sohbetiniz ve zerafetinizle göz bebeği oldunuz. Bu kadar neşeli bir çift daha herhalde bir daha göremem. Sohbetinize ve bilginize sağlık.
Müge Cerman: Müge Ablacım, sürekli sağlımı düşünmen ve öğütlerde bulunman elini tutma isteğimi pekiştirdi:) Öğütlerin için bir kez daha teşekkür ederim. Manalı bakışlarını unutmayacağım. Benle konuşacağın mesele için de İstanbul'a özel olarak geleceğim:)
Devletşah Özcan ve Barış Özcan: Devletşah ben sarı demiştim kesinlikle:) Yediğim leziz ayva tatlına ve içine sığmaz enerjine bayıldım. Dostluğun ve hikayen için çok teşekkür ederim. Barış, çektiğin fotoğraf ve videolar için teşekkürler. Ellerine sağlık.
Burcu Tüzün: Burcucum, herhalde senle en eğlendiğimiz yer discodur. Bu kadar büyük kahkahalar en çok senle atılabilirdi. Yine de "olsun olsun herkesin başına gelebilir" diyelim:) Dostluğun ve değerli paylaşımların için çok teşekkürler.
Eren Kumcuoğlu: Erencim, senle kesinlikle discoya gitmek gerek:) Eğlenceli geceler ve arkadaşlığın için sonsuz teşekkürler. Ancak ilk gece taşıdıklarımız için iyi bir iş birliği yaptığımız kesin;) İstanbul'da kahve sözünü unutmadım:)
Burak Bayburtlu: Güneşte en az benim kadar yanabilen siyahlı adam Burak. Sağlığım için göstermiş olduğun inceliği unutmayacağım. Umarım seninki de iyi olmuştur. Disco gecelerine dikkat et...:)
Burak Dönertaş ve Meryem Dönertaş: Burak, sendeki resimlerimi derhal istiyorum:):) Meryemcim, güzel yüreğinle içimi ısıttın, hoş sohbetinle çok eğlendim. Tezime gösterdiğin ilgi için de ayrıyeten teşekkür ederim sana. Hayat konsundaki öğütlerini ve iyi dileklerini hiç unutmayacağum. İlk ziyaretimde sendeyim:) Mutluluğunuz daim olsun güzel çift.
Dinçer Keskinpala: Dinçer senle yolculuk etmek çok keyifli, her ne kadar sürekli uyuduysam:) Sanırım ikimizinde aklından çıkmayacak güzel bir anımız var: Otogardaki Sabri Abi! Aklıma gelir hala gülerim. Nezaketin çok teşekkür ederim.
Harun Pekşen: Şen şen Pekşen:):) Sevgili komşum. Senin için yazacak çok şeyim var ama...:) Eğlenceli dostluğun ve paylaşımların, sorduğum sorulara mantıklı yanıtların için pek pek teşekkürler. Sağlığımla ilgili mütemadiyen ilgin için de ayrıyeten teşekkürler, çok naziksin. Ama 5-2 yi de söylemeden geçemeyeceğim. Savunmaların konusunda TINNNN....:):):)
Metin Kahraman: Metincim, sanırım geldiğimiz ilk günü hiç aklımızdan çıkarmayacağız. Ama alacağın olsun ki evine geldiğimde aynını yapamayacaksın:) Dostluğun, paylaşımların için çok çok teşekkür ederim. Bokowski olayı da Harun, sen ve ben aramızda haaa:) Şaraplı gecemiz de pek bir hoştu. Tekrarlamak dileğiyle. Şopardan sevgilerle abicim:)
Y. Emre Güzer ve Duygu Güzer: Sizleri tanımak çok güzledi. Gecelerde çok göremesem de gündüz havuz sefası sonrasında doktor sefasında kaderlerimiz aynı oldu:) Görüşmek dileğiyle.
Murat Kahraman: Murat toplantı odasındaki futbol muhabetlerini ve discodaki Denizle dansınızı unutmayacağım:) Çok memnun oldun tanıdığıma seni.
Deniz Kahraman: Deniz, kaderdaş demek istiyorum sana. Ankaralı, eski Avivalı...:) Senle sohbet çok keyifliydi tekrarlamak isterim en kısa zamanda. Heyecanlı haline bayıldım:) Çok memnun oldum tanıdığıma seni.
NOT: İsimler, herhangi bir sıra gözetilmeden yazılmıştır. Fotoğraf ve video katkısı nedeniyle devletşah'a kocaman teşekkür.
Posted by
cumcum
at
19:27:00
0
comments
Links to this post
Labels: Gezdiğimiz Yerler
08 Mart 2009 Pazar
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
Dünya Kadınlar Günü, ilk kez 1800'lü yıllarda çalıştıklarının karşılığı almak için grev yapanlar kadınlar sonrasında ortaya çıkmış bir gündür. 1800'lü yıllardan beri emeklerinin karşılığını almak isteyen kadınlar, 1907'de bulundukları tekstil fabrikasında greve başlıyor ve fabrika yöneticileri diğer fabrikalara da grevin sıçramaması için kadınları fabrikaya kilitliyor. Ancak işler umdukları gibi gelişmeyip içerde yangın çıkıyor ve kaçmayı başaramayan 129 kadın işçi yanarak ölüyorlar.
Aynı yllarda bir çok kolda kadınlar bugün olduğu gibi, eşitlik, özgürlük, seçme seçilme, çalışma saatleri ve koşulları, ücretlendirme gibi konularda bir araya gelmeye başladılar.
Dünya Kadınlar Günü ilk kez, 26-27 Ağustos 1910’da Kopenhag’da düzenlenen Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansında ortaya atıldı ve kabul edildi. Bir çok ülkede her yıl kutlanmaya başladı. İsveç’te ise 1912 yılından itibaren kutlanmaya başladı.
İki dünya savaşı yılları arasında bazı ülkelerde kutlanması yasaklanan Kadınlar Günü, 1960’lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri’nde de kutlanılmaya başlamasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1977 yılında 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kabul etti.
İlk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlayan 8 Mart, 1975 yılında daha yaygın olarak kutlandı ve sokağa taşındı.
Türkiye Kadınları için İstatistikler:
1- Şehirlerde evli kadınların % 18’i, köylerde de % 76’sı eşleri tarafından dövülüyor. Türkiye'de şiddet mağduru kadınlar için 496 kişilik kapasitesi olduğu söylenen ve bugüne kadar 5512 kadına hizmet vermiş olan sığınma evlerinin 70 miyon nüfuslu Türkiye için az olduğu oldukça açık.
2- "Haydi Kızlar Okula" isimli eğitim kampanyasıyla 177.000 kzı çocuğu ilköğretime kazandırıldı.
3- 2003 yılında kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 26.6. Bu oran kırsal yerlerde yüzde 39., kentsel yerlerde ise yüzde 18.5. 2002'de kadın işgücünde yüzde 9.9 olan işsizlik oranı, 2005'te yüzde 11.1'e çıkmış. 2002'de 517 bin olan kentlerde işsiz kadın sayısı 2005'te 553 bin olmuş.
4- OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) ülkeleriyle ilgili resmi istatistiklere göre Türkiye kadın işgücü istihdamı açısından 116 ülke arasında 98’inci ülke olarak çok alt sıralarda yer almaktadır.
5- Aile içi suçların % 90’ını kadına karşı işlenen suçlar oluşturuyor.
Ankara'nın bürokratlarının yaşadığı en nezih semtlerinden birinde bile, miras kalan mallarda kadına pay verilmemesi, toplu yemeklerde en küçük gelin yemeği hazılar ve toplar, kadınlar hizmet ettikten sonra yemek yer, kadının evliyken ailesini görme hakkı kocaya saklı, kızın ev yemeği öğrenmesi için kayınvalidesinde bir kaç yıl kalması, kadınların herhangi bir sektöre dahil edilmemesi -sadece yemek, çamaşır, ütü sektörü çalışılabilecek tek iş alanı-, dışarı çıkarken eşlerinden izin almaları...gördüysem Türkiye bu gelenek göreneklerinden sıyrılacak da, AB'ye sunulacak Kadın Hakları Raporu kabul görecek. Daha istatistikleri aşamamışız. Bu yolda bizim yiyecek ne yazık ki çok fırın ekmeğimiz var.
Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyoruz.
Posted by
cumcum
at
10:37:00
0
comments
Links to this post
Labels: Düşüncelerimiz, Güncel
21 Şubat 2009 Cumartesi
Daima müzik
Bedük, son günlerde en çok dinlediğim albümün sahibi. Oldukça ilgi çekici tarzı ve herkesin ilgiyle takip ettiği klibi ile digital platformlarda en çok aranan sanatçılar listesinde üst sıralarda yer alıyor. 2. Klibinin çekimleri için hazırlanan Bedük'ün, klibi için digital ortamı çok aktif kullanacağını şimdiden haber verelim.
Sedük' ü de seyretmeden geçmeyin.
Posted by
muammerokumus
at
18:56:00
2
comments
Links to this post