26 Gigapiksel'lik rekor çalışma

Category: ,



Eylül 2009'da, soğuk bir havada Almanya'nın Dresden kentinde, Sächsische Zeitung binasının çatı katında, A.F.B Media GMBH şirketi dünya rekoru getirecek bir çalışma için hazırlıklarını yapıyordu. Bu iş için soğuk bir havanın seçilmiş olmasının nedeni fotoğraf çekimi için en uygun hava şartının bu olmasıydı.

Dünyanın en geniş fotoğraf görüntüsünü çekmek için yapılan bu hazırlık sonrasında her biri 21,4 megapixel olan 1655 fotoğraf çekimi yapıldı. 172 dakika boyunca Canon 5D Mark II'den alınan görüntüler doğrudan bir bilgisayara aktarıldı. Çekimler sonrasında birleştirme işlemi için 16 çekirdek işlemcili ve 48 GB RAM'a sahip bir bilgisayar kullanıldı.

Tüm çalışmalar sonrası ortaya çıkan görüntünün baskı boyutu 105x35 (297.500 x 87.500 piksel çözünürlük) metreydi. Görüntüler daha sonra internet ortamına da aktarıldı ve ortaya son derece başarılı ve ziyaretçiler için eğlenceli bir çalışma çıkmış oldu.

Bu keyifli çalışmayı ziyaret etmek için lütfen tıklayınız.

Ayrıca 18 Gigapixellik farklı bir görsel eğlenceyi de seyretmenizi tavsiye ederiz.

Browser savaşları

Category:

Browser(tarayıcı, web tarayıcısı): "World Wide Web" üzerinde dökümanların transfer edilip görüntülenmesini sağlayan programlara verilen addır. Diğer anlatımıyla; internet' de milyonlarca bilgisayar üzerindeki birbirine bağlı web sayfalarına ulaşmak için bazı arabirim programlar kullanılır. Bu arabirim programlara Tarayıcı (Browser) denir.

Tarayıcı kelimesinin İngilizce karşılığı olan "browser" kelimesi, internetin çıkmasından önce de mevcuttu ve metin dosyalarında gezinmenizi ve onları okumanızı sağlayan kullanıcı arayüzlerinin tür adıydı. Grafik arayüzlü web tarayıcısının (1993 yılında Mosaic programı ile) ilk defa yaygınlaştığı zamanlarda, "browser" terimi "web"in içeriğini de anlamında barındıryordu. Teknik olarak açıklamak gerekirse, web tarayıcısı, Yardımlı Metin Transfer Protokolü'nü (İngilizcesi "Hypertext Transfer Protocol" - kısaca HTTP) kullanarak, tarayıcı kullanıcısı adına internet üzerinde web sunucularından isteklerde bulunan bir istemci programdır. Ancak "Mosaic" tarayıcı programındaki kullanıcı arayüzü özelliklerinin pekçoğu, ilk yaygınlaşan tarayıcı programı olan "Netscape Navigator"a aktarılmıştır. Daha sonra Microsoft firması "Microsoft Internet Explorer" tarayıcı programını çıkarmıştır.(Alıntı)

İnternetin ve bilgisayar kullanımının yaygınlaşması ile birlikte önemli bir pazara dönüşen "tarayıcı" programları, günümüzde dijital hizmet sunacak olan tüm markaların ve dijitalde ortamda yer almak isteyen her kurum ve kişinin yakından takip ettiği bir konu haline dönüştü.

Tıklayınız

İhtiyaçları daha çok ve kolay bir şekilde karşılayacak arabirim üretmek için birbiriyle yarışa giren üreticiler, arabirimlerini sürekli güncellemeye devam ediyor. Pazarda yerini almak isteyen yeni oyuncular ise yeni arabirimler üretiyorlar.

2002 yılında İnternet Explorer, Netscape ve AOL pazarda yer alan önemli tarayıcıların isimleri. Sürümlerinin tamamını hesaba kattığımızda %81.7 oranıyla en çok kullanılan İnternet Explorer(İE)'ın o yılların en büyük ve önemli tarayıcısı olduğunu söyleyebiliriz. -İE'nin hemen ardından ise %8 kullanım oranıyla Nextcape'in geldiğini ekleyelim-

2003 yılında, kar amacı gütmeyen ve açık kaynak kodlu Mozilla yazılımlarına destek vermek için kurulan vakıf, bu yıldan itibaren istatistiklerin değişmeye başlamasında çok önemli olacaktır. En büyük maddi destekçisini ise tahmin edebilirsiniz; Google.

2003 yılı Şubat ayına geldiğimizde %84,6 ile İE'nın hemen ardından %4 ile Mozilla arabiriminin gelmesi İE'yi çok fazla ürkütmüş değildi. 2003 yılında artık Nextcape ve AOL yerine çok niş bir oyuncu olarak Opera'nın verilerde yerini almaya başladığını da görüyoruz.

2004 yılı sonu (Kasım ayı) ve 2005 yılı boyunca Mozilla ve Mozilla yazılımı Firefox'un rekabette "ben de varım" dediği dönem olarak anılabilir. 2005 Kasım ayında %68,9 (İE)karşısında Mozilla ve Firefox'un %26,4 lük payı bu fikrimi destekliyor rahatlıkla. Mozilla'nın yerini Firefox'un aldığı yılda 2005'ti.

Firefox kullanım oranı sonraki senelerde düzenli bir artış gösterdi. 2008 yılı Eylül ayında Google'un kendi arabirimi Chrome'u servis etmesi, Mozilla Vakfı'nın arkasında bulunan bu büyük güç için önemli kararlardan biri oldu. Karar, Vakıf tarafından hoş karşılanmadı tabii olarak. Mozilla şefi John Lilly, ABD bilgisayar dergisi ComputerWorld'e yaptığı açıklamada şunları söyleyecektir: "Anlamlı ve mükemmel bir ortaklığımız var. Fakat geçen süre zarfında bu ortaklığın olması gerekenden daha karmaşık hale dönüşmediğini söylersem yalan söylemiş olurum. (Alıntı) " Kullanıcılar artık İE, Firefox ya da Opera+Safari arabirimlerinden birisini tercih ediyorlardı büyük çoğunlukla. 2008 Aralık verileri ise şu şekilde oluyordu. %45,7 İE, %44,4 Firefox, %3,6 Chrome ve %6,1 Opera+Safari.

Bu noktada Google'un arabirimi Chrome'un bir oyuncu olarak devreye girmesinin neleri değiştireceğini öngörmeye çalışabiliriz. İE'nin tahtını sallayan Firefox'un çıktığı andan itibaren 15 aylık zaman dilimi içerisinde kullanım oranının 17,1 puan artırdığını görüyoruz. Chrome ise aynı sürede yalnızca 5,4 puan bir artış göstermiş durumda. Ancak Chrome her ay düzenli olarak kullanım oranını arttırmış. Tıpkı Firefox'un ilk çıktığı günlerde olduğu gibi. 2009 yılının tümünde belli bir aralıkta sıkışmış olan Firefox kullanım oranına nazaran Chrome artışını sürekli kılabilmiş durumda.

Microsof'un İE'si ise son sürümü ile 2010 yılında sanıyorum eski tahtını zorlamak için yeni bir çaba içerisinde olacağının sinyallerini veriyor bizlere.

Geldiğimiz noktada 37,7 İE oranına karşılık %47 ile Firefox tahtı ele geçirmiş gibi görünüyor. Gelişen sürede kullanım oranlarının çok çabuk değişebildiğini düşündüğümüzde, 2010 yılında Chrome'un pazarda büyümeye devam edeceğini söyleyebiliriz. Tahminim 2010 boyunca İE kullanım oranının sabit bir aralıkta kalacağı, Firefox'un ve Chrome'un birbirleri ile rekabet edecekleri yönünde.

Tüm bu veriler bize internet şirketlerinin kısa sürede büyük oranlarda büyüyebilen ve küçülebilen yapılarını da ortaya koyuyor gibi. Sizce de öyle değil mi?

Kaynak

Örnek bir sosyal medya kullanımı : Paulo Coelho

Category: , ,

Paulo Coelho (1947), kitaplarını dikkatle okuduğumuz Latin Amerikalı ünlü bir yazar. Eserlerinin dünya çabında sattığını ve çevrildiği dillerin sayısı itibariyle bile çok değerli olduğunu herkes biliyordur. Simyacı, Zahir, Hac gibi eserleri herkesin hemen "aaa evet" diyerek hatırlayabileceği meşhur eserleridir sanıyorum.

Sadece yazdığı romanları ile değil kişiliği ile takdir edilen ve hayata bakışı ile de çok fazla sevilen bir düşünce insanı O.

"Sosyal Medya"'nın markalar tarafından nasıl kullanılacağı konusunda ajansların, yöneticilerin ve diğer ilgililerin kafa yorduğu günümüzde yerli ve yabancı bir çok tanınmış simada bu yeni pazarlama ve iletişim aracını kullanmayı ihmal etmediler. Ülkemizde de zaman zaman örneklerini gördüğümüz türden yaklaşımlar çoğunlukla kısa süreli ve bekleneni vermeyen nitelikte girişimler olarak kaldılar.


Ünlü yazarın ise yalnızca facebook ve sahibi olduğu blogu yoluyla hayranları ile girdiği karşılıklı iletişimin ne kadar örnek bir iletişim olduğunu ilgiyle takip eden herkes rahatlıkla görebilir.

Paulo Coelho, sık güncellediği blogunda ve facebook hesabında, sıkmayan ve insanların beklentilerini yanıtlayan "feed"leri ile hemen hemen her gün bir kaç kez sevenlerini mutlu etmeyi başarıyor. Bu düzenli ve samimi iletişim O'nunla Facebook üzerinden arkadaş olmuş olan 590,689 kişi, Twitter üzerinde takip eden 218,324 kişi ile her gün kuruluyor. Aynı zamanda oldukça başarılı bir web sitesi ve düzenli olarak güncellediği, hatta "yenilikçi" sayılabilecek yaklaşımları ile de sevenlerini şaşırttığı değerli platformlar.

Bir ay önce facebook ve blog iletişimi ile tüm hayranlarına bir kaç soru sordu. Ve bu soruları blogunda ki "yorum" bölümünden yanıtlayan bir kişiyi geleneksel olarak her yıl düzenlediği yeni yıl partisine davet edeceğini ilan etti. Yakın zaman önce html kodları ile birlikte insanların birbirlerine göndermeleri için kendi sözlerinin yazılı olduğu eloktronik kartlar hazırladı.

Bu gün bloguna girdiği ve facebook'a düşen bir iletisinde ise Ocak ayının ilk haftasında yayından kalkacak bir sayfada hiç basılmayacak bir kitabını online olarak ve 5 ayrı dilde hayranlarına ikram etti. Blogunda konuyla ilgili olarak kendisine sorduğu soruların yanıtları bile hayran kitlerinin ona daha çok bağlanmasını sağlayabilecek değerleri içeriyor.

Kısacası Paulo Coelho sosyal medyayı nasıl kullandığı dikkatle takip edilmesi gereken önemli bir kişi.

Tavsiyelerimizle...

Yazarın facebook hesabı, twitter hesabı, blogu, resmi web sitesi ve flickr albümü.

Online kitabı indirmek ve ilgili yazıyı okumak için tıklayınız.

Hi, Real Human İnterface

Category: ,

Üretilmiş teknolojik ürünlerin çoğunun bir insan tarafından yapılamayacak çözümleri ürettiğini ve bunun hepimizin doğrudan hayatını kolaylaştırdığını biliyoruz hepimiz. Bunu daha da hissedilebilir kılmak adına ortaya konmuş bir proje Hi. Eğer bilgisayarınızın yaptığı bazı işlemler, sizin komutlarınız ile bir insan tarafından gerçekleştiriliyor olsaydı nasıl bir görüntü ortaya çıkabilirdi dersiniz.

Multitouch Barcelona, Mayıs 2009'da sunduğu bu videoda bilgisayarınızı canlı bir varlık olarak hayal edebilmenizi de amaçlamış aynı zamanda. Bu yaratıcı "portre" çalışması insanın kullandığı teknoloji ile arasındaki iletişimi de sorgulatıyor şüphesiz.


Concept, design and high-tech by multitouch-barcelona.com
Music: wake up, wake up by lullatone.com
Filmed at hangar.org

Flickr set

Kayboldum

Category:


Usul usul yaklaşıyordum. Ayaklarım kulaklarımı serinleten esintiye doğru gittiğini biliyordu bir şekilde. Yavaş yavaş bana doğru gelen rüzgarın sesini duyuyor gibiydim yürürken. Sakin sakin beklemeye karar verip durdum. İlerlemek yürümekten daha zor değildi halbuki. Derin derin nefes alışımı duydum. Sessizliği delen içimdeki kalabalığın çığlıkları ile doldum. Elimi uzatıp yakaladığım rüzgarın eli beni sürüklemeye başladığında ben çoktan kaybolmuştum.



Yazgıların arzularımla şekillenmediğini öğrenene kadar naz yapıyordum. Beklemenin kaybolmak için açılmış tuzak kuyuları ile dolu bir yolda koşmak olduğunu bilmiyordum. Düşüncelerimden kurtulmaya çalışmadım. Onların beni ikna etmeye çalıştığı şey, yıllardır hayalini kurduğum kendimden beni çalmaktı sadece, hissediyordum.

Bir adama aşık olmuş masum bir kadın gibi uzatılacak bir el bekledim, el uzatmak yerine.

Kayboluşumu seyredebileceğim bir ayna gibiydin. Kayboldum.

İyi ki doğdun kızım

Category:

-Kızım nasılsın?
-İyiyim babacım sen nasılsın?
-Ben de iyiyim kızım. Doğum günün kutlu olsun bitanem.
-Teşekkür ederim babacım.
-Ne yapacaksın bugün bakalım?
-Arkadaşlarım gelecek, onlarla oyun oynacağım veee yastık savaşı yapacağız.
-Aaa harika gerçekten. Peki mutlusun?
-Çok çok çok mutluyum babacım, çünküü Perşembe günü yanına geleceğim. Anneme sordum, 2 gün kalmış.
-Evet bitanem. Ben de çok mutluyum. geldiğinde bizde birlikte kutlayacağız.
(Bugün Hande Betül'le yaptığım telefon konuşmasından)

Kızım 5. yaşını bitirdi bugün.

Bu yıl uzun uzun cümleler yazmayacağım. Duygularımı, özlemimi, O'na olan sevgimi anlatmam için kelimelerin yetmeyeceğini biliyorum çünkü.

Allah sağlıklı, güzel, huzurlu bir yaşamı O'na sunabilmem için bana güç, sabır, umut ve azim versin.

Seni çok seviyorum güzel kızım.

What is that?

Category: ,


Kısa filmler çoğu zaman uzun uzun çekilmiş filmlerden çok daha fazla duygu yükleyebiliyor insana. Yunan yönetmen Constantin Pilavios'un 2007' de yönettiği ve 30. Yunanistan Kısa Film Festivali'nde gösterilen bu film, bir baba ile oğlun arasında geçen kısa diyalog yolu ile ne kadar çok şey anlatıyor bizlere.

Seyretmekle yetinmek istemeyenler için hikaye şöyle;

Baba ve oğul evlerinin bahçesinde bir bankta oturuyorlardı. Oturdukları bankın karşısındaki bitkinin dalına bir serçe kondu. Baba gazete okuyan oğluna, “bu nedir?” diye sordu. Oğlu “bu bir serçe” diyerek cevap verdi ve gazetesini okumaya devam etti. Babası hala aynı yerde duran serçeye bakarak tekrar “bu nedir?” diye sordu. Oğlu, “baba sana söyledim ya bu bir serçe” dedi. Kuş hareketlendi ve uçarak yakınlarındaki çimlerin arasında bir yere kondu. Babası yer değiştiren kuşa bakarak oğluna tekrar “bu nedir?” diye sordu. Oğlu sinirli bir halde “serçe baba, bu bir serçe, ser-çe” dedi. Oğlunun sinirlendiğini gören baba tekrar “bu nedir?” dedi. Oğlu bağırarak “Bunu neden yapıyorsun? Sana kaç defa söyledim; bu bir serçe. Anlamadın mı?” diye çok sinirli bir şekilde cevap verdi. Buna üzülen babası yerinden kalkarak eve doğru yöneldi. Oğlu ardından “nereye gidiyorsun?” diye sordu. Babası eliyle oğluna oturup beklemesini işaret etti. Oğlu elindeki gazeteyi yere atmış üzgün bir şekilde bankta oturuyordu. Babası kısa bir süre sonra elinde bir defter ile geri dönerek yanına oturdu ve defteri ona uzatarak gösterdiği yeri okumasını işaret etti. “Sesli oku” dedi. Oğlu defterde yazanları okumaya başladı. “Bugün küçük oğlumla parktaki bankta otururken bir serçe geldi ve önümüze kondu. Oğlum bana 21 kez “bu nedir?” diye sordu. 21 kez sorduğunda da ne olduğunu cevapladım. “Bu bir serçe” dedim. Her seferinde aynı soruyu sorduğunda ben de ona her seferinde sarılarak cevap verdim. Tekrar ve tekrar… Hiç sinirlenmeden, usanmadan ve severek cevapladım küçük oğlumun sorusunu…

Create Amazing

Category: , ,

Create Amazing, HP'nin yeni dönem kampanyasının ismi. Fotoğrafçılıkta "tilt shift*" ismi ile anılan teknik ve aynı ismi taşıyan lens kullanılarak hazırlanan film için Şangay, New York, Santorini, Londra ve İstanbul'da farklı prodüksyon şirketleri ile birlikte çalışıldı.

Film gerçek fotoğraf kareleri ile stüdyo çekimlerinin bir araya getirilmesinden oluşuyor. Çekimler için Los Angeles'ta 2 günde 10 ayrı set kuruldu.

Stop motion işleri arasında değerli olanlardan birisi olarak yerini alacak bu çalışmanın ajansı McGarryBowen. Prodüksyon şirketi ise yine tanıdık, Partizan Entertainment. Türkiye'de ise BEKO'nun son kampanyasında görev alan Motion Films, bu kampanyada yerini aldı.

reklam - hp create "amazing" | izlesene.com



Kampanyanın perde arkası görüntüleri için aşağıdaki linkleri tıklayabilirsiniz.

fotoğraflar için
Video için

Künye
Müşteri: HP
Ajans: Mcgarrybowen
Prodüksiyon Şikreti : Partizan Entertainment

Bölgesel yardımcı şirketler
Motion Films (Turkiye)
Shanghai Job (Şangay)
Lovely Locations (İngiltere)
Charles Furer (New York)

*tilt-shift, fotoğrafçılıkta kullanılan bir teknik olup, blur etkisi oluşturulan bölgeler arasında net bir bölge oluşturarak, net bölgede kalan nesnelere minyatür etkisi vermek için kullanılıyor.

Paylaş

Aşkım isyandır benim

Category:

Bazen şans eseri ne kadar çok şeyi bilmediğini farkeder insan. Farkettiği ilk şey bilmediği olsa da asıl farketmesi gereken ise ne kadar büyük kayıpta olduğudur çoğu zaman.

Aydınlık diye bilinen karanlıklarda dolaşırken bazen, karanlık zannedilen aydınlıkları da vardır insanın. Kaçtığını zannettiği kendinden uzaklaşması mümkün müdür? Kavuşmak için koştuğu sevgilisi yakın mıdır?

Şu an izlediğim bir filmde şu an söylenen "hissetmekten suçlu bulundunuz" cümlesi ise ne manidardır. Hissetmekten suçlu bulunmuş birisi olarak suçumu kabullenip ateşte yakılmaya razı olmayışın adı ise "isyan". İsyan ise ayrı bir suç.

Aşkım İsyandır Benim

Yanarım; öyle bakma yüzüme yağmur gibi

Dağıt kalbini saran hasret bulutlarını

Damlasın gözlerine sonsuzluk usaresi

Dalgınlık evlerinin en güzel melikesi

Sevemem; tozlu raflar arasına girmeden

Çöllerim kandır benim

Sevemem; karanlığı bir daha devirmeden

Aşkım isyandır benim

Nurullah Genç

Su akar yolunu bulur

Category:


Uzun zamandır bir konuk yazar ağırlayamamıştık. Şükür ki bu hasretimize son verdik. F. Ferdi Durusulu'yu blogumuzda ağırlamaktan mutluyuz. Gözyaşlarına sağlık diyoruz.



“su akar yolunu bulur”
demiş ve özümsemiştim..
sözün karşısında,
ezildiğimde oldu benim..
su bu aralar ,
çok hızlı akar oldu..
sırt üstü uzanmış ,
beklerken karanlık gözlerle..
kulağıma fısıldayan,
her su zerresinde:
“iyi yoldasın ferdi”,
demesini bekler oldum..
temenniden ötedir bilirim,
gönülden bir nağmedir,
“sonunu bilmemek”
bilmezden gelip, gözardı etmek..
sağa sola sürüklenerek
aşk ile karşılar oldum yeni günü
suyum çağlayandan da dökülebilir
sığ bir denize de…
bu bilinmez de bana
yine ,yeniden:
“su akar yolunu bulur..”
demek düşer..

Related Posts with Thumbnails