Yaratıcı İşler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaratıcı İşler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Seçme şansı bırakmayan marka

Category: ,


Ürün ve/veya hizmetlerin benzerlerinden farklılaşabilmesi, ayırt edilmesini sağlayan "algı"ya marka diyebiliriz. Bu algıyı ses, logo, şekil, harf v.b. unsurlara yüklemekle yetinmek markanın gerçek anlamını zayıflatan bir argüman gibi geliyor kulağa. Markalaşma sürecinin sonunda, satışa sunulan ürün/hizmet tanımlanabilir ve farkedilebilir bir ayrıcılığa sahip olur. Müşteriye seçme şansı bırakmayacak hale gelmek ise her markanın rüyası...

1994' de kurulan Agent Provocateur markasının da elde ettiği başarıyı "seçme şansı bırakmayan marka" noktasında görebiliriz. 2013 sonbahar-kış koleksiyonu tanıtım filmi ile bir kez daha kendini bizlere hatırlatan Agent Provocateur, Kylie Minoque'un 2002 yılında oynadığı ya da "Love me tender" ismiyle 2011 yılında sevgililer günü için Greg Williams imzalı çekilen reklam filmi ile de etkileyici çıkışlara imza atmıştı. Elbette bu iki örnek dışında da çok sayıda başarılı kampanyayla birlikte...

Özellikle tanınmış modeller, yönetmenler, sanatçılar ya da oyuncularla birlikte hareket etmeyi seven marka, başarılı prodüksiyon şirketleri ve ajanslarla çalışarak işini şansa bırakmadığını da kanıtlıyor daima.

Tüm bu başarı hikayesinin arkasında belli başlı isimler yazılabilirse de ben aşağıdaki listeyi vermeyi tercih ediyorum.

  • Kaliteli ürün/servis
  • Etkileyici tasarım
  • Yetenekli ekip
  • Cezbedici ambalaj/sunum/gösterim/mağaza
  • Güçlü tedarikçilerle çalışma
  • Başarılı kurumsallaşma
  • Marka yüzü/ünlü kullanımı
  • Vizyon/Uluslararasıl lansman
  • Sürdürülebilir iletişim
Markanın mimarlarından Kim Winser'ın, başarının sırrı olarak dillendirdiği bu maddeler, aynı zamanda marka yaratma çabasına sahip tüm işletmeler için de bir yol haritası niteliğinde.

Yeni reklam filmi, ilgi çekici senaryosu ve görüntüleri dışında, Penelope Cruz'un ilk yönetmenlik deneyimi olması açısında da merak uyandırıcı. Cruz, senaryosunu da yazdığı film de kendisi gibi ünlülerle çalışma fırsatının yanında diğer oyuncuların tamamını da bizzat kendisi seçmiş. Bir notta şu; kardeşi Monica'yı da hamile olarak bir karede görebileceksiniz. 
Künye şu şekilde;

Senaryo : Penelope Cruz
Yönetmen : Penelope Cruz
Sanat Yönetmeni : Sonia Aranzabal
Müzik : Optimist
Prodüksyon : .Twentyfourseven, İspanya
Oyuncular : Miguel Angel Silvestre, Irina Shayk ve Javier Bardem, Mónica Cruz

Zevkle izleyin..

Distopya'ya doğru sürüklenirken...

Category: ,

George Orwell'ın 1984 adlı kitabını çok sayıda insanın okuduğunu düşünüyorum. En azından filmini izlemiş olduğunuzu varsayıyorum. 1984, totaliter bir imparatorluğu ve abartılmış görünse de insanlığın bir dönem ulaşabileceği istenmeyecek "son"u anlatır. Detaylıca günümüz devletlerinin yapılanmalarını, planlarını, iletişim tonlarını, toplumların yaşadığı buhranları ve sorunları gözlemlediğimizde imkansız gibi görünmeyen bir "öngörü" oluverir 1984. Alegorik ve distopik türün başarılı bir örneği olarak 1984,1947-1948 yılları arasında yazılmış bir eser olarak "Big Brother (Büyük Birader)" ve "düşünce polisi" gibi günümüz dünyasını tanımlarken de kullandığımız önemli kavramları bize kazandırmıştır.

Toplum tasarımı kavramı ise, binlerce yıldır dinlerin, filozofların, bilim adamlarının, devlet yöneticilerinin ya da düşünce önderlerinin üzerinde çalıştığı bir konu. Distopya, bu tasarımlar içerisinde en kötümser senaryoyu, yani totaliter ve baskıcı bir dünya devleti fikrini öne süren olumsuz bir kavram. Bir diğer anlatımla, olumsuz ütopya.

Ütopya ise, ideal toplum tasarımı adına erişilmezi tasarlar. Yunanca "yok/olmayan" anlamına gelen ou, "mükemmel olan" anlamındaki eu ve "yer/toprak/ülke" anlamındaki topos sözcüklerinden türemiş bir kelime Ütopya (Utopia) (kaynak). Bu kavramla belirtilen anlamda ilk kez üniversite yıllarımda okuduğum Thomas More'un Utopia adlı eseri ile tanıştım. More, herkesin devlet için çalıştığı ve mülkiyet hakkı bulunmayan toplumun, mübadele ile yaşamını idame ettirdiği bir senaryoyu ön görür.  Bu kitabın içeriğinden daha çok, More'un devlet adamı, hukukçu ve humanist bir kişi olmasının yanında aynı zamanda idealist bir bilim adamı olarak yazdığı eseri deneysel bir saha da uygulama çabasının varlığı etkileyicidir.

Bu yazıyı yazmama sebep olan ise benzer bir çabayı More'dan çok yıllar sonra ortaya koyan Jacque Fresco adı. Fresco, 1916 doğumlu. 97 yaşında genç bir adam olarak, hala insanlığın daha sürdürülebilir bir yaşam kalitesine nasıl kavuşabileceği konusunda çalışmalara devam ediyor. Mucit, yazar, toplum mühendisi, endüstriyel tasarımcı gibi ünvanlardan daha çok Venüs Projesi'nin yaratıcısı olarak anılmayı kendisi de daha çok tercih ediyordur muhakkak.

Fresco, portre sanatçısı Roxxanne Meadows ile birlikte 1970 yılında, Florida'da 85.000 metrekarelik bir alanda, ön gördüğü toplum fikri için geliştirilen şehir tasarımlarını modelliyor ve sergiliyor. 1984 kitabının distopik senaryosu ve günümüz dünyasının şartlarının bu senaryoya kazandırdığı inandırıcılık tam beni korkutmaya başlamışken keşfettiğim bu bakış açısı umutlanmama sebep oluyor. Proje'nin amacı olarak web sitesinde aktarılan metnin içinden bir bölümü bu noktada paylaşmak isterim.

"Venüs projesinin planları, herkes için yeni bir barış ve sürdürülebilirlik çağına doğru yönlendirilmiş, bilimsel imkanlara dayanan daha geniş spektrumlu seçimleri topluma sunar. Kaynak-bazlı ekonominin uygulanışıyla ve birden çok yenilikçi ve çevre dostu teknolojilerin doğrudan sosyal sisteme uygulanışıyla, Venüs projesi tasarıları, suç oranlarını, yoksulluğu, açlığı, evsizliği ve günümüz dünyasında yaygın olan diğer bir çok baskın problemleri, dramatik bir şekilde düşürecektir."

Proje'yi (organizasyonu da denebilir) en iyi Fresco anlatabilir diye düşündüm ve aşağıdaki videoyu ekledim. Seyrettikten sonra daha uzun ve farklı versiyonlarını da araştırmanızı tavsiye ederim. (örneğin)



Venüs Projesi'nin web sitesini incelemek için tıklayınız.

Juan Carlos Aduviri

Category: , ,

Even The Rain Fragman | sinemalar.com

Bayram tatilinde İstanbul'da olarak, şehrin gerçekten yaşanabilir haliyle baş başa kalanlardanım. Evde ise yapılacak en güzel meşguliyet, film izlemek. Bir dostun tavsiyesi ise seyrettiğim filmin orjinal adı "Even the Rain". Türkçeye "Yağmuru bile" olarak çevrilmiş.

2010 yılı Fransız, İspanyol ve Meksika ortak yapımı film, medeniyetler yatağı Bolivya'da çekilmiş. Film, 2000 yılında bahçelerin şehri diye de anılan Cochabamba'da, su kaynaklarını özelleştirilmesi ve bu süreçte meydana gelen fiyat artışları ile birlikte yerel halkın su sıkıntısının yanında ekonomik olarak yaşadığı dar boğazı ve ortaya çıkan isyanı konu alıyor. Bu isyana tarihte ilk "Su Savaşları" da deniyor. Halkın taleplerinin kabulüyle son bulan bu iç isyanı, 500 yıl önce yaşanan ve Kristof Kolomb'un yerli halka uyguladığı acımasız politikaların etrafında dolaşan bir filmin çekim telaşı arasında izleyebiliyorsunuz. Temel insan hakları mücadelesi olarak görülmesi gereken Kristof Kolomb'un yerli halka karşı yaptırımları ile 20. Yüzyıl'da yaşadığımız sorunlar son derece iç içe ve kıyas edilebilir bir halde sunulmuş.

Filmde isyanın baş aktörlerinden ve aynı zamanda çekilmeye çalışılan film içindeki filmin de önemli oyuncularından birisi olan Daniel karakteri, etkileyici bulduğum oyunculuğu ile bu yazıyı yazmama vesile oldu. Gerçek adı Juan Carlos Aduviri (ek) olan oyuncunun üstlendiği iki farklı karakteri benzer bir ruh hali ile son derece etkileyici oynadığını ilk sahnelerde gözlemleyebildim. Aduviri, Bolivya'nın El Alto bölgesinde yaşayan yerli halktan birisi aslında. Kardeşi 8 yaşında ilk sinema filmi Rambo'ya götürdüğünde hangi mesleği yapacağına karar vermiş. 2006 yılına kadar sinema okulu bulunmayan El Alto'da aktör olmak için ciddi bir mücadele vermiş. Eğitimli ama tecrübesiz bir oyuncu olan Aduviri'nin halkının alkol, uyuşturucu, evsizlik ve çetelerle mücadele içinde olan fakirliğine de bir rol model olma sorumluluğunu üstlenmiş. Kişisel hayat mücadelesi ile olgunlaşan bir oyunculuğu filmde izlemek mümkün. Aduviri, rol yapmadığını, yaşadığı hayatın bir yansımasını izleyiciye sunduğunu apaçık belli ediyor. Bu da farkedilebilir derece de gözlemleniyor.

Bir filmde bile hiç tanımadığınız bir oyuncu, ne kadar profesyonel ve deneyimli olurlarsa olsunlar diğer bütün oyunculardan "en derinden arzulamış olmak" lüksüyle ayrışabiliyor. Kişisel deneyimlerim sonucunda gözlemim ise bunun yalnızca sahnelerde geçerli olmadığı yönünde. Hemen hemen her iş kolunda sürdürülebilir ve çok etkileyici bir başarı varsa arkasında daima "şiddetli arzu"nun olduğuna inanıyorum. Arzu, tutkudan daha farklı olarak, sabırlı, istikrarlı ve odaklı olarak çalışmayı anlatıyor bana.

Etrafınıza şöyle bir bakın ve o arzuyu hissettiğiniz insanları görün. Hikayesini merak etmeyi unutmayın! 
Ben öyle yapıyorum.

Electrolux: 43dB Symphony

Category: , ,


Marka, hedef kitle, strateji, pazarlama, yaratıcı fikir, zaman, planlama, iletişim, duygusal bağ, "media first" ve illa ki yaratıcı mecra kullanımı v.b. çok sayıda kavramın konuşulduğu, üzerinde "brain storming"ler yapılan bir sektörün çalışanı olarak, markanın hedef kitle seçmeyip, hedef kitle yarattığı, şaşırtıcı olabildiği, fikrin yaratıcılığı kadar uygulamanın ve planlamanın da doğru yapıldığı, duygusal pazarlama konusunda bir değer ortaya koyan, zaten yaratıcı çalışmaları gözümün önünde tutmayı önemsiyorum. Bu işin onlardan birisi olduğu muhakkak. Eminim izlediğiniz de siz de beğendiniz daha önce. -ya da şimdi.

Ancak bu blog yazısı için farklı nedenlerim de var. Şöyle ki;

Bu bloga yaklaşık 2,5 yıldır içerik girişi yapmıyordum. İş hayatının yoğun temposu, bedensel/zihinsel yorgunluk ve özel hayatın koşuşturması gibi başlıklar altında sürekli kendimi affettiğim bahanelerim oldu.

Çalışma hayatı, hobi olarak gördüğünüz ve aslında işinize önemli miktarda katkı sağlayan zihinsel faaliyetlerden sizi uzaklaştırdıkça gerçek anlamda verimli çalışmak için ihtiyaç duyduğunuz heyecan da azalmaya başlıyor. Bu farkındalığımın bir kaç yıldır içimi kemirdiğini itiraf etmeliyim. Daha fazla kemirmesine izin vermeyecek kadar da akıllı olduğumu kendime kanıtlamak istiyorum. 2013 yılı Temmuz ayında yaşadığım değişimlere, yeniden "bloglama"ya başlamayı da ekliyorum.

Diğer yandan, içinde bulunduğum sektörle ilgili sahip olduğum bilgileri zaman zaman paylaşma fırsatı bulduğum platformlar söz konusu olabilse de kişisel kariyerime de katkı sağladığına emin olduğum, özel ve genel konuşma alanlarında belki de paylaşmadığım deneyimlerimin/tecrübelerimin/fikirlerimin daha önce ki dönemlere nazaran çok daha anlaşılabilir/anlatılabilir ve faydalı bir hale geldiğini biliyorum. Bunları paylaşmanın daima yeni, farklı ve güncel geri dönüş alanları oluşturması ise en çok ilgilendiğim başlık. Bu durumun daha çok kişisel deneyim ve görüş aktarımı konusunda beni teşvik edeceğini varsayıyorum.

Daha hızlı olmanın şart olduğu yeni dünya düzeninde hızın zararlı yan etkilerinden nasıl kurtulabileceğimi de anlamaya çalışıyorum. Dün okuduğum bir makalenin özeti niteliğinde olan "hız için, ölç, motive ol/et ve örnek ol" cümlesi, hızın neleri doğru yapmanızla en faydalı hale getirilebileceğini de anlatıyor. Blog yazma sürecinin bu 3 iyileştirici unsuru sağlayabildiğini düşünüyorum.

Umarım, "okunmak için değil, kendin için yaz" kuralından uzaklaşmadan sürdürebileceğim bir paylaşma dönemine girebilirim.

Göreceğim:)

Marka : Electrolux
Ürün : Electrolux Ergothree
Ajans : tbwahakuhodo Japonya / http://www.tbwahakuhodo.co.jp
Müzik : Bizet - Carmen Overture
Konu : 43dB Ses düzeyini geçmeden Carmen'i çalmayı başarmak

Bu seferberliğe katılıyorum : Bilim Kahramanları

Category: ,

9-16 yaş arasında kahramanların dünyayı etkileyebilecek, değiştirebilecek ya da yeni bir dünya yaratabileceklerine inananların bir araya geldiği ve gönüllü katıldığı/desteklediği Bilim Kahramanları Derneği adını bir arkadaşım sayesinde duydum. Duyar duymaz merak ettim ve sonra araştırmaya başladım. Araştırmam çok derinleşmeden de Bilim Kahramanları' ndan bir şekilde bahsetmek istediğimi farkettim. Belki de yıllar sonra bu blogun "yayın" bölümünü açıp yazmaya karar verdim.

Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Habip'in meslek hanesinde "baba" yazıyor kendi ifadesiyle. Bu mesleğin yanında bankacılıkla uğraşıyor. Kişisel hikayesinden daha kıymetli olan ise bu hikaye içerisinde anlattığı Bilim Kahramanları bölümü.

Lütfen aşağıda yer alan TedxReset sunumunu izleyiniz ve destek olmak için ne yapmanız gerektiğini düşünmeye başlayın.

not : Bilim Kahramanları Turnuvası, dünyada FIRST® LEGO® Ligi ismiyle 1998'den beri yapılan bir etkinlik. Sadece geçtiğimiz yıl bu etkinliğe dünya genelinde 200.000 çocuk katılmış.



Facebook : https://www.facebook.com/bilimkahramanlari 
Youtube : http://www.youtube.com/user/bilimkahramanlari 
Twitter : https://twitter.com/BilimKahraman 

Alexander Petrov

Category: ,

Yaratıcılık, sanat ve zeka kavramlarını bir arada görebildiğim bir eserle karşılaştığımda hayret ifadesi ile bakıp kıskançlığa benzer bir üslupla "vay be" diyorum her zaman ve bu eserin arkasında kimin-kimlerin olduğunu araştırmadan duramıyorum. Sanatla ya da sanatçı ile iç içe yaşamıyorsanız bile üzerine emek verilmiş ve çoğunlukla uzun yıllar unutulmamış-unutulmayacak işler sizi mutlaka bulur ve siz onu görür görmez mutlaka hayran kalırsınız.

Alexander Petrov'un eseri ile karşılaştığımda da hayranlık uyandırıcı bir sanatçıyı keşfettiğimi hemen anladım.

Petrov, Rus asıllı bir canlandırma yönetmeni. Sinema-TV bölümünden sonra Rus animatör Yuriy Norshteyn'in öğrencisi oldu. Mermaid isimli kısa film çalışmasının ardından Rusya'nın ilk geniş formatlı kısa filmi olan ve Ernest Hemingway'in ünlü romanı "The Old Man and The Sea" adlı eserinden uyarlanmış eserini hazırladı.

Petrov'u eşsiz kılan ise kısa filmleri için kullandığı teknik. Dünyada çok az sayıda insanın uzmanı olduğu bir tekniğe sahip sanatçı filmi 1997 yılında hazırlamaya başladı. 29.000 farklı karenin bir araya getirilmesi ile oluşan film 1999 yılında tamamlandı. Cam üzerine çizdiği resimleri parmaklarıyla pastel yağlı boya ile boyayan Petrov aynı zamanda her karesi yağlı boya tablosu olan bir şaheser ortaya çıkarmış oldu. Film 2000 yılında Oscar ödülüne layık görüldü. Çok sayıda aldığı ödül arasında bu ödülün kıymetinin Petrov için o kadar da önemli olmadığını söyleyebilirim. Sanatçı 2006 yılında da "My Love" adlı filmi ile Oscar'a aday gösterilmişti.

Petrov'u araştırırken bir reklam sektörü çalışanı olarak ilgimi çeken farklı bir çalışmasına ise Coca Cola'nın resmi internet sitesinde rastladım. 2001 yılında, İsveç asıllı Amerikalı Haddon Sundblom'un Coca Cola için yarattığı  Santa Claus'a 1962 farklı kareyi bir araya getirerek bir reklam filmi haline getiren Petrov, United Airlines için "Rose" isimli başka bir çalışmaya da imza atmış. (not : UA'nın animasyon serisi reklam filmlerine ayrıca göz atmanızı tavsiye ederim.)

Petrov'un Oscar ödüllü eşsiz çalışmasını seyretmek için tıklayınız.

Filmin yapım aşamasını seyretmek için tıklayınız.


coca-cola christmas - santa claus | izlesene.com

Eko-Hayalgücü, GE ve Good.is

Category: ,

"Ingenuity and a little elbow grease (and a montage) can turn a problem into a solution." (Yaratıcılık ve biraz el emeği problemleri çözüme dönüştürebilir.)


Ecomagination (Eko-hayalgücü) terimi aslında yıllar önce, insanlığın ürettiği teknolojinin ya da ürünlerin çevreyi kirletmesi, doğayı yaşanabilir bir alan olmaktan uzaklaştırmaya başlaması ve hatta insanoğlunun topyekün hayatını tehlikeye sürüklemesi sonrasında dilimize girdi.

Sivil toplum kuruluşlarının, kitleleri etkileyebilecek bireylerin, farklı devlet kurumlarının temiz enerji ve verimli kaynak kullanımı, temiz ve bol su kaynağı ihtiyacının hatırlatılması, denizlerin temizlenmesi v.b. çok farklı konularda zaman zaman veya sürekli bir aksiyonda olduğunu biliyoruz.

Tabiki bu sosyal sorumluluk başlıkları çok sayıda üretici markanın da ilgi alanına girdi ve artık günümüzde pazarlama iletişiminde farklılaşmanın yollarından birisi olarak da kullanılmaya başladı. Markaların çalışmaları hakkında bizi bilgilendirdikleri reklam filmleri, web siteleri, outdoor ve dergi ilanları, radyo yayınları günlük reklam algımızın da içine girmeyi sürdürüyor. Diğer yandan daha az enerji harcayan ve daha az kirleten teknoloji ürünleri ve diğer ürünler tüketici açısından da tercih sebebi haline dönüştü.

General Elektrik'in 90 milyon dolar ayırdığı ve 2005 yılının Mayıs ayında duyurduğu Ecomagination PR ve reklam kampanyası için o dönemde ilgili departmanın CEO'su Jeff Immelt şöyle demişti: "Ecomagination gelecektir. Yarının çözümleri, güneş enerjisi, hibrid yakıt, düşük emisyonlu uçak motorları ve hafif ve güçlü üretimler, arıtma teknolojileridir. Biz çevrenin korunması ve bu mücadele için gerekli ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi için araştırma yapacağız ve müşterilerimizle bu konuda ortaklıklar kuracağız." (orjinal metin aşağıdaki linkerde paylaşılmıştır.)

GE'nin yürüttüğü ecomagination kampanyası dahilinde 19 Kasım 2010 tarihinde (Henüz doğrulayıcı bir kaynağa ulaşamadım ancak Microsoft'un sahibi olduğu ya da desteklediği) Good.is girişiminin de ortaklığında bir video yayınlandı.

Bu konuda duyarlılığı tetikleyici ve yaratıcı bulduğum Trashy Novel isimli videoyu sizlerle paylaşıyorum.


trashy novel | izlesene.com

Eko-hayalgücü hakkında türkçe bir içerik okumak için tıklayınız.

Video çalışmasının kaynak gösterdiği site için tıklayınız ve tıklayınız.

GE Ecomagination kampanyası/şirketi hakkında bilgi almak için tıklayınız ve tıklayınız.

Good.is girişimi/şirketi hakkında bilgi almak için tıklayınız.

Videoya Good.is üzerinden ulaşmak için tıklayınız.

Not : Çevreye duyarlılık adına değerli dostum Can Oktay Heper'in bir çalışmasını da hatırlattı bu bana. Sizlerde bir kez daha inceleyin derim. Tıklayınız.

Southwest : Ucuz, güler yüzlü, başarılı ve çok başarılı

Category: ,



. - Bir kabin anonsu
Southwest'in bir havayolu şirketi olarak pazarlama ve reklam insanlarının dikkatinden kaçmamasının sebebi oldukça başarılı bir şirket olması değil, bu başarıyı yakalamak için şirketin sahip olduğu yaratıcı çözümler ve ürettiği pazarlama taktikleri olsa gerek.

Rollin King ve Herb Kelleher tarafından 15 Mart 1967'de kurulan şirket, Florida eyaletinin hava trafiğinin %20'sini kontrol altında tutuyor ve dünyanın yolcu numarası sayısı baz alındığında en çok yolcu taşıyan havayolu ünvanına sahip.

23 Mayıs 2010 tarihinde Florida'da 7. destinasyon olarak Panama City'e uçuşlarına başlayan Southwest, bu uçuş için hazırladığı Florida One adlı uçağın yapım aşamasını kayda aldı ve açılış öncesi yayınladı.

the making of florida one | izlesene.com

Bu video 22 Nisan tarihinde Youtube'a yüklenmiş ve yalnızca bu videonun izlenme sayısı 1.267.413.

Uçak 8 gün' de tamamlandı. 32 kişi 3 vardiya olarak durmaksızın çalıştı. 16 farklı renk ve yaklaşık 46 galon boya kullanıldı. 150 farklı logo oluşturuldu. En ilginç tarafı ise her iki tarafı simetri hale getirirken referans çizim ve taslak kullanılmaması sanırım.

Oldukça başarılı bir Facebook sayfası ve kampanyaları bulunan şirketi bana göre tanımlayan 10 anahtar maddeyi yazmak istiyorum.


1 - Ekonomik.
2 - Güzel yüzlü.
3 - Geç istediğin yere otur.
4 - Sadece Boing 737 tipi uçak kullan. Çeşitlililiğin azlığı mühendislerin uzmanlaşmasını kolaylaştırıyor ve uçuş güvenliğinde avantaj sağlıyor ve bakımda hız sağlıyor.
5 - Ekstra 2 değil 3 bagaj ile ücretsiz uçabilirsin.
6 - En az bavul kaybeden havayoluyla uç.
7 - Hosteslerin ilgisi ve kıyafetleri efsanedir. Anonslar eğlenceli ve unutulmaz olabilir. En azından şaşırtıcıdır.
8 - Uçak boyaları, tasarımları ve logoları dikkat çekicidir.
9 - Yılda 100 milyondan fazla yolcu taşır.
10 - Ücretsiz bilet hakkını uçuş süresi ve mesafeye göre değil, uçuş adedine göre verir. 100 uçuş sonrasında 1 kişi 1 yıl sizinle bedava uçabilir.


Sizlerde biraz araştırdığınızda benimle aynı maddeleri yazabilirsiniz kolaylıkla.

Havayolu blogu için tıklayınız.
Şirketin sitesi için tıklayınız.
Florida One fotoğrafları için tıklayınız.
Wikipedia'dan okumak için tıklayınız.

ekşi sözlükten de oku.

Avrupa seferine hazır olun

Category: ,


2005 yılında Maksut Coşkun tarafından Ankara'da kurulan MCD Gençlik Kulübü'nün "Gençlik Otobüsü" projesi ilgimizi çekiyor son günlerde.

Ankara'da çeşitli üniversitelerde okuyan öğrenciler için eğitimler veren ve özellikle yabancı öğrenciler için oryantasyon programları olarak kabul edilebilecek çalışmalar yapmak üzere yola çıkan kurum şimdilerde çok özel ve önemli bir projeyi de yürütüyor.

Yapılmış en büyük gençlik projesi kabul edilen projenin amacı Avrupa'da yaşayan gençleri bir araya getirerek sürdürülebilir ortaklıklar ortaya çıkması.

Daha öncede Avrupa Birliği fonları ile projeler düzenleyen MCD Gençlik Kulübü bir slogan karşılığında gençleri 52 günde 20 Avrupa başkentine götürüyor.

17 AB üyesi ülkenin de yer aldığı projeye katılabilmek için yaratıcı sloganınızı SMS ile göndermeniz yeterli olacak. 1-31 Mayıs tarihleri arasında tüm oparatörlerden "GO" yazarak 3717'ye gönderen 17-30 arasındaki (30 yaş üstü kişiler slogan gönderebilir ve ödül kazanabilirler ancak ödülü 2. şahıslara devretmek zorunda olacaklar.) 30 genç yola çıkmak için hak kazanacak. Tabi ki önce beğenilen 300 sloganın sahibi ile 1-7 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek mülakata katılmaları şart. Birden fazla slogan göndermeniz de mümkün.

Slogan temaları, gençlik otobüsü, gençlik, barış, dostluk ve MCD olarak belirlenmiş.

Otobüs 12 Temmuz tarihinde Ankara'dan hareket edecek.

Gençlik Otobüsü hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
MCD Gençlik Kulübü hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Gençlik Otobüsü projesi hakkında bir yazı için tıklayınız.

Her yıl 200.000 kişi kalp krizinden ölüyor

Category: , ,

Bu içeriği girmeye karar verdiğimde yazının bir reklam kampanyası içeriğine sahip olacağını tasarlamıştım. Ancak yapılan iş o kadar önemli bir konu hakkında "farkındalık" yaratmak için hazırlanmıştı ki tüm içeriği değiştirmek zorunda kaldım.

American Heart Association - Amerikan Kalp Vakfı - eğer kalp krizi geçiren birisinin yanındaysanız ilk müdahele konusunda korkulmaması gerektiğini aktarmak için bir tanıtım kampanyası planladı. Bu kampanya için kamu hizmeti içerikli reklam kampanyaları için çalışan AD Council ile birlikte TV, Outdoor ve internet üzerinde tanıtıcı çalışmalar gerçekleştirildi.

"Two steps to save a life" sloganıyla yola çıkılan kampanyada "Hands can do incredible things" söylemiyle bir interaktif platformu hazırlandı. Hands Symphony isimli web sitesi Gothaminc, ID Corp ve Mophonics ajanslarının ortaya çıkardıkları kampanyanın internet platformu oldu. Video ve ses kayıtları ile oluşturan el hareketlerini kontrol ederek kendi "symphony"nizi yaratabiliyor ve paylaşabiliyorsunuz. Ellerimizin ne kadar marifetli olduğunu anlatmalarının sebebi ise kalp krizi geçiren bir kişiye hızlı müdahele etmek için ellerimizi kullanmakta acele etmemiz gerektiğini anlatmak.

Bu başarılı çalışmayı görür görmez kalp krizi ile ilgili bir araştırma yapmak ihtiyacı hissettim.

Ülkemizde kalp krizi sebebiyle ölen her yıl 200.000 kişi bulunuyor. Çoğunlukla futbol sahasında ölen bir futbolcu haberiyle veya bir yakınımızın başına gelmesi ile andığımız kalp krizi ya da enfarktüs, kalbin koroner arterlerinde gerçekleşen bir bozukluk sonrası meydana gelen yetersizlik sonucu şiddetli göğüs ağrısıyla ortaya çıkan ve ölümle sonuçlanması olası fizyolojik duruma deniyor.

Dünyada en başta gelen ölüm sebeplerinden birisi olarak bilinen rahatsızlığın belirtileri ise şunlar;

* Göğüste tam yeri belli olmayan sıkışma hissi veren bir ağrı olur.
* Bu ağrı sol kola ve çeneye doğru yayılır
* Ağrı hareket etmekle artar, dinlenirken azalır, fakat geçmez. Ağrı yarım saatten uzun sürer.
* Ağrıyla birlikte soğuk soğuk terleme ve mide bulantısı vardır.
* Nefes darlığı olur.

Kalp krizi geçirme riskini artıran faktörlerin başlıcaları ise şöyle;

* Sigara içmek
* Kan lipidlerinin (kolesterol, trigliserid) düzensiz olması
* Diyabet Hastalığı
* Obezite
* 65 yaşını geçmiş olmak

Eğer yalnız başınıza iseniz;

Derhal bir yere oturup dinleniniz ve hemen bir sağlık kuruluşuna ulaşmaya çalışınız. Dışarıdaysanız cep telefonuyla yardım isteyiniz. Kesinlikle yürümeye veya merdiven çıkmaya devam etmeyiniz. Çünkü aktiviteye devam etmek zaten oksijen alamayan kalbinizin oksijen talebini daha da artıracaktır.

Not : Son zamanlarda kalp krizi geçirildiğinin anlaşılması halinde bir-iki defa kuvvetlice öksürerek krizde oluşan ritm bozukluğunun düzeltilebileceğini ileri süren yayımlar çıkmıştır, ancak böyle bir yaklaşımın etkinliği henüz tam olarak kanıtlanamamıştır.

Konu hakkında lütfen daha fazla bilgi edinin. İnternet siteleri, doktorunuz ve bu rahatsızlığı geçirmiş olan yakınlarınızdan bilgi edinmemiz kolay.

Göz atmak isterseniz

Hands Symphony Case Study
Kampanya içerikleri
Kalp krizi nedir? Nasıl korunuruz?
Kalp krizi geçirme riskiniz yüzde kaç?
Kalp krizi

Lütfen yorumlarınızda konuyla ilgili olarak bilgilendirici içeriğe yer veriniz.

Bir sonraki projemizde size en iyi görsel efektleri sunmak için sabırsızlanıyoruz

Category: ,


PIXELS by PATRICK JEAN.
Yükleyen onemoreprod. - Sanat ve animasyon videoları.

Sitelerinin "About us - Hakkımızda" bölümünde şöyle bir cümle ile bitirmişler yazıyı;

We look forward to providing you with the best visual effects on your next project!
"Bir sonraki projemizde size en iyi görsel efektleri sunmak için sabırsızlanıyoruz!"

One More Production, Paris'te görsel efektler üzerine tam hizmet veren bir ajans. Son çalışmaları son bir kaç gündür sosyal medya takipçileri ve içerik üreticileri tarafından çok fazla sevildi ve paylaşıldı. Düşük maliyetli olmakla da övünen ajansın son çalışmasının yönetmeni ve yazarı Patrick Jean.

Eski bir televizyon ekranından çöpe atıldıktan hemen sonra çıkarak önce New York şehrini sonra da dünyayı ele geçiren piksellerin intikamını konu alan kısa film gerçekten çok başarılı.

Bebek nasıl yapılırmış?

Category: ,


Amerikalı Cassidy Curtis, eşinin hamilelik döneminde yaratıcı bir fikri hayata geçirmek içinde "başla" diğmesine basmış. 4 ay önce Vimeo'ya yüklediği bu videoyu seyrettiğinizde fikrin yaratıcı ve aynı zamanda eğlenceli olduğunu sizlerde onaylayacaksınız.

"How to Make a Baby" ismini verdiği çalışması sayesinde, bebekleri büyüdüğünde nasıl dünyaya geldikleri sorusuna, annesinin parmağına üfleyerek doğduklarını gönül rahatlığıyla söyleyebilecek.

9 ay boyunca yüzlerce kare fotoğraf çeken çiftin evinde, tripodun ayaklarının izleri hala koydukları yerde duruyormuş.

Cassidy Curtis burada hikayesini ayrıntıları ile anlatmış. Okumanızı tavsiye ederim.

Kişisel belgesel

Category: , , ,



İnsanların fikirlerini paylaşmaları ve tartışmaları amaçlanan forum siteleri oldukça fazla ziyaret alan ve kullanıcısı olan platformlar. Ateist forum ise bunlardan birisi. Bu forumun üyeleri arasında bulunan Nurettin Dilek (Kabeimami), forum sitesinde diğer üyelerle yaptığı tartışmada verdiği sözü turarak kişisel bir belgesel çekmiş 5 ay önce.

"Bizde yalan yok. Evrim kitabını da yaratılış kitabını da tüm kitaplarımızı da kedimizi, hatta mandaları bile gösterdik.Bahçemizi gösterdik. Yetiştirdiğimiz meyve ve sebzeleri de gösterdik. Kara kediyi bile gösterdik." cümlelerinin yer aldığı bir metinle forumda videoyu yayınlamış. Vimeo'daki sayfasına gelen yorumlar ve sorulara yanıtı ise şöyle olmuş;

"Ateist bir sitenin, kurucusu ve yöneticisi "Müslüman okumaz, cahildir okumak yazmak bilmez, çalışmaz cam kenarında oturup tesbih çeker" dedi. Ben de bir müslüman olarak bu videoyu çektim ve o ateist siteye koydum."

Bu belgesel tadındaki amatör çalışmayı çok defa izledim. İlk önce gülerek karşıladığım bu videonun sonradan samimi bir adamın dürüst bir uğraşı olarak görülmesi gerektiğine karar verdim. Dahası herkesin kişisel belgeselini çekmesinin ne kadar güzel olabileceğini düşündüm.

Nurettin Dilek'in Kütahyalı samimi bir köy insanı. Çekim yaptığı yer ailesi ile birlikte yaşadığı mutevazı evi. Muhtemelen ailesinin geçimini sağladığı bahçesi, hayvanları onun için çok değerli. Okumayı çok sevdiği de derme çatma kütüphanesinde görülen tıka basa yerleştirilmiş kitaplardan belli.

Dilek, sadece evini, bahçesini, hayvanlarını ve kitaplarını tanıtmakla kalmayıp aynı zaman Kütahya hakkında da bilgi vermeye gayret etmiş çekimlerinde.

Nurettin Dilek kendisini ve yaşamını tanıtmak için en kestirme yolu da seçmiş bu videoyu yayınlayarak.

Forum sitesinde IFeelGoog takma isimli bir kullanıcı bu video yayınlandığın da forum sitesinde şöyle bir yorum yapmış,

"Valla helal olsun. Tuttun sözünü.. Bahçeniz inanılmaz güzelmiş.. Meyve ağaçlarında gözüm kaldı. En çok armut ağacında... Onun çiçeğinin kokusu çok güzelmiş...

Kitaplarını da tanıtmışsın söz verdiğin gibi. Oğuz belgeseli sonuna dek izlemeli.
Özenle giyinmen de (takım elbise-kravat) izleyenlere -ki bu forum üyeleri oluyor onlar- ve yaptığın işe saygı duyup ciddiye aldığını gösteriyor.

Tebrik ederim. Gerçekten üşenmeyip tek tek anlatmışsın, köyünü, bahçeni, hayvanlarını ve evini de bizimle paylaşmış, tanıtmışsın.

Bir amatör için çok özenli ve düzenli bir iş çıkarmışsın.

Araya camiyi sıkıştırmasan da olurdu diyesim geldi ama, sen yobaz müslümandın. Onu da unutmamak lazım.

Meşhur sinirli babanı da çekeydin keşke...
"

Bu samimi yorumu da konuya karşı forum üyelerinin tepkisini göstermek açısından değerli gördüm.

26 Gigapiksel'lik rekor çalışma

Category: ,



Eylül 2009'da, soğuk bir havada Almanya'nın Dresden kentinde, Sächsische Zeitung binasının çatı katında, A.F.B Media GMBH şirketi dünya rekoru getirecek bir çalışma için hazırlıklarını yapıyordu. Bu iş için soğuk bir havanın seçilmiş olmasının nedeni fotoğraf çekimi için en uygun hava şartının bu olmasıydı.

Dünyanın en geniş fotoğraf görüntüsünü çekmek için yapılan bu hazırlık sonrasında her biri 21,4 megapixel olan 1655 fotoğraf çekimi yapıldı. 172 dakika boyunca Canon 5D Mark II'den alınan görüntüler doğrudan bir bilgisayara aktarıldı. Çekimler sonrasında birleştirme işlemi için 16 çekirdek işlemcili ve 48 GB RAM'a sahip bir bilgisayar kullanıldı.

Tüm çalışmalar sonrası ortaya çıkan görüntünün baskı boyutu 105x35 (297.500 x 87.500 piksel çözünürlük) metreydi. Görüntüler daha sonra internet ortamına da aktarıldı ve ortaya son derece başarılı ve ziyaretçiler için eğlenceli bir çalışma çıkmış oldu.

Bu keyifli çalışmayı ziyaret etmek için lütfen tıklayınız.

Ayrıca 18 Gigapixellik farklı bir görsel eğlenceyi de seyretmenizi tavsiye ederiz.

Örnek bir sosyal medya kullanımı : Paulo Coelho

Category: , ,

Paulo Coelho (1947), kitaplarını dikkatle okuduğumuz Latin Amerikalı ünlü bir yazar. Eserlerinin dünya çabında sattığını ve çevrildiği dillerin sayısı itibariyle bile çok değerli olduğunu herkes biliyordur. Simyacı, Zahir, Hac gibi eserleri herkesin hemen "aaa evet" diyerek hatırlayabileceği meşhur eserleridir sanıyorum.

Sadece yazdığı romanları ile değil kişiliği ile takdir edilen ve hayata bakışı ile de çok fazla sevilen bir düşünce insanı O.

"Sosyal Medya"'nın markalar tarafından nasıl kullanılacağı konusunda ajansların, yöneticilerin ve diğer ilgililerin kafa yorduğu günümüzde yerli ve yabancı bir çok tanınmış simada bu yeni pazarlama ve iletişim aracını kullanmayı ihmal etmediler. Ülkemizde de zaman zaman örneklerini gördüğümüz türden yaklaşımlar çoğunlukla kısa süreli ve bekleneni vermeyen nitelikte girişimler olarak kaldılar.


Ünlü yazarın ise yalnızca facebook ve sahibi olduğu blogu yoluyla hayranları ile girdiği karşılıklı iletişimin ne kadar örnek bir iletişim olduğunu ilgiyle takip eden herkes rahatlıkla görebilir.

Paulo Coelho, sık güncellediği blogunda ve facebook hesabında, sıkmayan ve insanların beklentilerini yanıtlayan "feed"leri ile hemen hemen her gün bir kaç kez sevenlerini mutlu etmeyi başarıyor. Bu düzenli ve samimi iletişim O'nunla Facebook üzerinden arkadaş olmuş olan 590,689 kişi, Twitter üzerinde takip eden 218,324 kişi ile her gün kuruluyor. Aynı zamanda oldukça başarılı bir web sitesi ve düzenli olarak güncellediği, hatta "yenilikçi" sayılabilecek yaklaşımları ile de sevenlerini şaşırttığı değerli platformlar.

Bir ay önce facebook ve blog iletişimi ile tüm hayranlarına bir kaç soru sordu. Ve bu soruları blogunda ki "yorum" bölümünden yanıtlayan bir kişiyi geleneksel olarak her yıl düzenlediği yeni yıl partisine davet edeceğini ilan etti. Yakın zaman önce html kodları ile birlikte insanların birbirlerine göndermeleri için kendi sözlerinin yazılı olduğu eloktronik kartlar hazırladı.

Bu gün bloguna girdiği ve facebook'a düşen bir iletisinde ise Ocak ayının ilk haftasında yayından kalkacak bir sayfada hiç basılmayacak bir kitabını online olarak ve 5 ayrı dilde hayranlarına ikram etti. Blogunda konuyla ilgili olarak kendisine sorduğu soruların yanıtları bile hayran kitlerinin ona daha çok bağlanmasını sağlayabilecek değerleri içeriyor.

Kısacası Paulo Coelho sosyal medyayı nasıl kullandığı dikkatle takip edilmesi gereken önemli bir kişi.

Tavsiyelerimizle...

Yazarın facebook hesabı, twitter hesabı, blogu, resmi web sitesi ve flickr albümü.

Online kitabı indirmek ve ilgili yazıyı okumak için tıklayınız.

Hi, Real Human İnterface

Category: ,

Üretilmiş teknolojik ürünlerin çoğunun bir insan tarafından yapılamayacak çözümleri ürettiğini ve bunun hepimizin doğrudan hayatını kolaylaştırdığını biliyoruz hepimiz. Bunu daha da hissedilebilir kılmak adına ortaya konmuş bir proje Hi. Eğer bilgisayarınızın yaptığı bazı işlemler, sizin komutlarınız ile bir insan tarafından gerçekleştiriliyor olsaydı nasıl bir görüntü ortaya çıkabilirdi dersiniz.

Multitouch Barcelona, Mayıs 2009'da sunduğu bu videoda bilgisayarınızı canlı bir varlık olarak hayal edebilmenizi de amaçlamış aynı zamanda. Bu yaratıcı "portre" çalışması insanın kullandığı teknoloji ile arasındaki iletişimi de sorgulatıyor şüphesiz.


Concept, design and high-tech by multitouch-barcelona.com
Music: wake up, wake up by lullatone.com
Filmed at hangar.org

Flickr set

What is that?

Category: ,


Kısa filmler çoğu zaman uzun uzun çekilmiş filmlerden çok daha fazla duygu yükleyebiliyor insana. Yunan yönetmen Constantin Pilavios'un 2007' de yönettiği ve 30. Yunanistan Kısa Film Festivali'nde gösterilen bu film, bir baba ile oğlun arasında geçen kısa diyalog yolu ile ne kadar çok şey anlatıyor bizlere.

Seyretmekle yetinmek istemeyenler için hikaye şöyle;

Baba ve oğul evlerinin bahçesinde bir bankta oturuyorlardı. Oturdukları bankın karşısındaki bitkinin dalına bir serçe kondu. Baba gazete okuyan oğluna, “bu nedir?” diye sordu. Oğlu “bu bir serçe” diyerek cevap verdi ve gazetesini okumaya devam etti. Babası hala aynı yerde duran serçeye bakarak tekrar “bu nedir?” diye sordu. Oğlu, “baba sana söyledim ya bu bir serçe” dedi. Kuş hareketlendi ve uçarak yakınlarındaki çimlerin arasında bir yere kondu. Babası yer değiştiren kuşa bakarak oğluna tekrar “bu nedir?” diye sordu. Oğlu sinirli bir halde “serçe baba, bu bir serçe, ser-çe” dedi. Oğlunun sinirlendiğini gören baba tekrar “bu nedir?” dedi. Oğlu bağırarak “Bunu neden yapıyorsun? Sana kaç defa söyledim; bu bir serçe. Anlamadın mı?” diye çok sinirli bir şekilde cevap verdi. Buna üzülen babası yerinden kalkarak eve doğru yöneldi. Oğlu ardından “nereye gidiyorsun?” diye sordu. Babası eliyle oğluna oturup beklemesini işaret etti. Oğlu elindeki gazeteyi yere atmış üzgün bir şekilde bankta oturuyordu. Babası kısa bir süre sonra elinde bir defter ile geri dönerek yanına oturdu ve defteri ona uzatarak gösterdiği yeri okumasını işaret etti. “Sesli oku” dedi. Oğlu defterde yazanları okumaya başladı. “Bugün küçük oğlumla parktaki bankta otururken bir serçe geldi ve önümüze kondu. Oğlum bana 21 kez “bu nedir?” diye sordu. 21 kez sorduğunda da ne olduğunu cevapladım. “Bu bir serçe” dedim. Her seferinde aynı soruyu sorduğunda ben de ona her seferinde sarılarak cevap verdim. Tekrar ve tekrar… Hiç sinirlenmeden, usanmadan ve severek cevapladım küçük oğlumun sorusunu…

Create Amazing

Category: , ,

Create Amazing, HP'nin yeni dönem kampanyasının ismi. Fotoğrafçılıkta "tilt shift*" ismi ile anılan teknik ve aynı ismi taşıyan lens kullanılarak hazırlanan film için Şangay, New York, Santorini, Londra ve İstanbul'da farklı prodüksyon şirketleri ile birlikte çalışıldı.

Film gerçek fotoğraf kareleri ile stüdyo çekimlerinin bir araya getirilmesinden oluşuyor. Çekimler için Los Angeles'ta 2 günde 10 ayrı set kuruldu.

Stop motion işleri arasında değerli olanlardan birisi olarak yerini alacak bu çalışmanın ajansı McGarryBowen. Prodüksyon şirketi ise yine tanıdık, Partizan Entertainment. Türkiye'de ise BEKO'nun son kampanyasında görev alan Motion Films, bu kampanyada yerini aldı.

reklam - hp create "amazing" | izlesene.com



Kampanyanın perde arkası görüntüleri için aşağıdaki linkleri tıklayabilirsiniz.

fotoğraflar için
Video için

Künye
Müşteri: HP
Ajans: Mcgarrybowen
Prodüksiyon Şikreti : Partizan Entertainment

Bölgesel yardımcı şirketler
Motion Films (Turkiye)
Shanghai Job (Şangay)
Lovely Locations (İngiltere)
Charles Furer (New York)

*tilt-shift, fotoğrafçılıkta kullanılan bir teknik olup, blur etkisi oluşturulan bölgeler arasında net bir bölge oluşturarak, net bölgede kalan nesnelere minyatür etkisi vermek için kullanılıyor.

Paylaş

Ben "İnsan Tetris" görmedim demeyin.

Category: ,

2007 yılında Youtube'un en yaratıcı içerik ödülü Game Over proje serisinin 4. videosu olan "Human Tetris" e verildi.

Nnotsonoisy, İsviçreli bir ajans ve ajansla birlikte ismi anılan Guillaume Raymond bu projenin sahibi.

Serinin ilk videoları ise Human Pong, Space Invader ve Pole Position. Bu videoların tamamı video oyunlarının insanlarla yapılmış halini temsil ediyor.

Human Tetris 88 insanın rol aldığı ve 6 saat süren fotoğraf çekimi sonrası oluşturulmuş harika bir stop motion. Ödülü almayı da kesinlikle haketmiş. Bu projeyi bunca zaman nasıl gözden kaçırdığımsa kocaman bir soru işareti oldu benim için.

Guillaume Raymond bu projelerin ardından da "Transformers" videoları ile ses getirmeyi başarmış yeniden. Sanatçı bu çalışmasında da farklı araçları bir koreografiye göre diziyor ve araçların kuşbakışı görüntüsü tıpkı bir transformers oluşturuyor.

Bu harika adamın çalışmalarının tamamını seyretmenizi tavsiye ediyorum.

Related Posts with Thumbnails