Ankara Macerası

Category:

Sonbaharını hiçbir şehrin sonbaharına değişemeyeceğim, taş binalarla çevrili, şu aralar yağmurlu, yazın boş, kışın soğuk ama hep hüzünlü, hep hüzünlü Ankaramın bir ziyaretçisi vardı geçtiğimiz hafta. İlk kez bu hüzünlü kente gelmenin heyecanı, damağında kalan "somon" tadı, yalnızlığına yoldaş "Anıtkabir"in bıraktığı tek damla gözyaşı, dinlenmek için oturulan cafe'nin "risk"i, eğlenmek için gidilen mekanların "zevk"i güneşin bir türlü doğmaması, dönen restorantta yenen pembe puantiyeli "hüzünlü" kekler, kahkahalarla geçen "mor" oyunlar, kahve keyfiyle sonlanan ve "Deniz" özlemiyle geçen bir Ankara turu...
Hoşgeldin Cihan...:) Daimi konaklama yeri Dedeman'da geçirilen birkaç saatten sonra Sushi-co'da güzel bir kahvöğlen (kahvaltı-öğle yemeğini birleştirme çabam:)) yemeği yedik. Ankara'nın fazla samimi taksicileriyle tanışan Cihan, ilk kez gördüğü Anıtkabir'e gitti. Milli duygularla dolan yüreği ve gözleriyle ayrıldık Anıtkabir'den. Oysa o sırada bizim içimizdeki duygu çöpçatanlık planlarından ibaretti:) Çok çok sevdiğimiz "hani" Cebe'nin eşliğinde Puzzle Cafe'ye gittik. Uzadıkça bana sıkıntı veren işgallerle, çarpışmalarla geçen "risk" oynadık. Eski ve yeni yüzlerin karşılaşması ve tanışmasına sahne olan New Castle'da içilen biraların akabinde "annemle babam beni bekler" cümlesiyle oyun bozan ben, Moth'unu ve Cihan'ı bırakarak evime döndüm. Dönmemeyi isterdim ki; 50lik teyzelere meze olmasın bu iki delikanlı(!):)
Benim için cumartesi burada son bulurken, eğlenceyi yaşayan Moth'um "Ankara Macerası"nın pazar kısmını size anlatsın. :)

Comments (0)

Related Posts with Thumbnails