Start – up ve sonrası sürece dair

Category:

Start up
• Türkiye’ de yatırımcı var mı?
• Girişimci ne kadar?
• Yabancı şirketler Türkiye’ye girmek için fırsat kolluyor.
• Türkiye sosyal ağları seviyor.
• Facebook’ta 4. sıradayız.
• Mobile pazar büyüyor.
• Çıkın…yeter ki çıkın
• Doğru çıkış stratejisi hangisi?

Son dönemlerde çıkış stratejileri ile ilgili konuşmalar yapılmadan önce hepimizin önüne bazı istatistikler koyuluyor. Bu istatistikler iyi çıkış stratejisi oluşturabilmek için bir takım veriler içeriyor ve ortam hakkında bir durum analizi bildiriyor. Asla bir çıkışın neden başarılı olacağına dair fikir vermiyor. “Başarısız olunması için bir sebep yok” anlamı taşıyor.

Tüm bu durum analizleri ve verilerin, “başarı ortamı hazır” diye bağırmasına rağmen Türkiye’ de henüz uluslar arası çıkış başarısı yakalamış bir çalışma yok. Elbette başarılı çalışmalar söz konusu. Kimse Çember.net v.b. çalışmaların başarısız olduğunu iddia edemez ancak bizim konumuz “satış” stratejisi değil “kalış” stratejisi.

Konuya rakamlardan uzak kalarak yaklaşmaya çalışacağımı hemen söylemeliyim ve ülkemizde hali hazırda yapılmış olan başarılı projeleri ve şirketleşme becerisini göstermiş önemli yatırımcıları göz ardı ettiğimi asla düşünmenizi istemem. Tüm bunların yanında bizimde (mothandmoth.com) içinde yer aldığımızı umduğumuz “dünyanın” hareketliliği ve dinamikliğini de keyifle seyrediyorum.

Ancak ülkemizde yatırımcı ve/veya girişimcilerin göz ardı ettikleri bazı önemli hususlar olduğu fikrindeyim. Bu göz ardı edilen ayrıntıların ise ortaya en doğru servisi sunan internet ürününün çıkmasını engellediğini fark ediyorum.

Öncelikle, internetle gerçek pazarlamacıların (fikir insanları) az ilgili olduğunu, girişimcilerin çoğunun yazılım ve tasarım insanları tarafından ortaya koyulduğunu gözlemledim. Pazarlamacıların konuya uzak kalmasının en önemli sebeplerinden biri “yazılım” konusundan anlamıyor olmaları ve/veya yazılımcılar veya yatırımcılarla yaşadıkları kötü deneyimler sonucu işe karşı inançlarını yitirmiş olmaları. Diğer önemli sebep ise yatırımcıların, çoğu zaman girişimi, yazılım ve tasarım ekibi ile çözdüklerini sanmaları, pazarlama ve reklam stratejilerine projelerinde yer vermemeleridir.

Durum böyle olduğunda ise ortaya çıkan ürün tasarım ve yazılım konusunda sorunsuz olsa da, fikrin en doğru servis ve strateji ile şekillendirilmemiş olması, “start-up” yapılamayışı da beraberinde getiriyor.

Ülkemizde “fikir insanı” unvanı ile çalışmaya gayret eden çok az sayıda insan bulunuyor. Çoğu zaman işverenler, yaratıcı olduklarını ve fikrin kendilerinde de var olduğunu düşünmeleri sebebiyle “fikir insanı” unvanı ile dolaşan bir çalışanı etraflarında görmeyi istemiyorlar. Bunun yerine “iş geliştirme yöneticisi”, “pazarlama uzmanı” gibi unvanlar ise çok daha alışılagelmiş ve yeri geldiğinde “fikir bulmak herkesin işi” diyebileceği koşullar oluşturmasına izin veriyor.

Durum böyle olunca akla gelen fikir, yazılım ve tasarım ekibi tarafından, öncesinde “hedef kitle belirleme” “trend analiz” “değerler analizi” “pazar analizi” “senaryo” v.b. bir dolu çalışmadan yoksun bir şekilde ürün haline hızlıca getirilmiş oluyor. Ortaya çıkan ürün maalesef kime satılacağı (sunulacağı), nasıl satılacağı (sunulacağı), nasıl geliştirileceği (sürekli kılınacağı), olası (beklenen) anormal koşullarda nasıl yön değiştirileceği, hangi pazarlama araçlarını hangi yoğunluk ve uzunlukta kullanacağı, hangi mecraları nasıl kullanacağı gibi onlarca soruya cevap veremeyecek halde bizlerle tanıştırılmış oluyor.

Bu durumda, start-up konusunda unutulmaması gereken ana konular; projelerin doğru ekiplerle oluşturulmasının şart olduğu ve bu projeler ürün halini almadan önce, mutlaka çok hassas araştırma ve geliştirme aşamalarından geçmesi gerektiğidir.

Start up sonrası (iki örnek)

Özellikle çıkış sonrası sürecin çok iyi yönetilmesi gerekmektedir. Örnek olarak Türkiye’deki iki önemli “iş”ten bahsedeceğim. Sosyomat ve İzlesene.com.

Sosyomat, Pilli’ nin önemli bir sosyal ağ projesi ve çıktığı ilk günden itibaren çok yoğun bir ilgi ile karşılaştı. Proje, ilk haliyle kullanıcılar kadar reklam ajanslarının, doğal olarak sonrasında markaların ilgisini çekmeyi başardı. Sosyomat’ ın çıkış başarısının altında yatan en önemli şeyse “fikir”di. Anlık ileti girebildiğin ve ahkam kesebildiğin çok farklı bir sosyalleşme platformuydu. Kullanıcılar Sosyomat ta saatlerini geçirmeye ve siteyi geliştirmeye başladılar. Tüketici aynı zamanda üretici olmayı da beceriyor ve yeniden – anında- tüketebiliyordu. Bu hız ve doğru servisler doğru ürünü ortaya koymuş ve site hak ettiği ilgili görmüştü. Zaman içerisinde site servislerini geliştirme çabasına girerek aslında benzeşme çalışması yaptığını fark etmedi. Benzeşmek, farklılıkları azalttığı gibi kullanıcı kitlesinin de değişmesine sebep oldu. Süreç maalesef Sosyomat ın lehine değil aleyhine gelişti. Kullanıcı profili değişmekle kalmadı, sitenin ilk kullanıcı kitlesi artık sitede aktif değildi. Bu durumda Sosyomat üye sayısını artırmış olsa da doğru hedef kitleyi kaybettiği için, sosyal ağlara karşı (Facebook) ilgisi tartışılmaz olan bu genç nüfuslu ülkede, markaların “ağ” deneyimlerine neden kapalı olduğunu hala tartışıyor. Hâlbuki Pilli’ nin Bildirgeç gibi önemli deneyimi bu hataları yapmasına engel olabilirdi.

İzlesene.com ise Nokta A.Ş öncesi ve sonrası olarak iki ayrı süreçte incelenmeli. Youtube gibi bir dev’ in sistemde oyuncu olarak bulunması işini çok zor kılsa da izlesene.com Nokta A.Ş. sürecine kadar bile başarılı sayılabilir. Ancak İzlesene.com çıkış stratejisinde bir hedef kitle belirlememişti, servis sunarak, video seyretmekten hoşlanan “türk-erkek” kitle ile bir çıkış yakalandı. Eğer satış gerçekleşmemiş olsaydı izlesene.com’ u asla önemli bir örnek olarak göremeyecektik. Nokta A.Ş satışı sonrasındaki kitle ile öncesindeki kitle arasında önemli –olumlu- değişimler gözlemleyebilirsiniz. Nokta A.Ş. ‘nin paylaşan ve bilen, öğrenen ve öğreten, bilinçli ve lokomotif hedef kitlesi izlesene.com u çok daha farklı değerlerle sahiplenerek siteyi tüketmeye başladı. (Nokta A.Ş. yi ayrı bir yazıda ayrıntılı olarak inceleyeceğim. Zira doğru hedef kitle, doğru servisler ve ürünler, doğru pazarlama stratejisi, doğru ekip gibi önemli başarılara sahip bu kurum, internet girişim dünyası için çok önemli bir örnek yatırımcı)

Bu durumda, çıkış sonrası süreçte, Sosyomat bana (aktif internet kullanıcısı kitleye) “seni neden kaybettim”, İzlesene.com da “seni nasıl kazandım” sorularını sormalılar ki ilerisi için doğru kararlar versinler. Çıkış sonrası süreç için bu iki örneği önemli buluyorum.

Not: Yazımı özellikle uluslar arası örneklerden ve rakamlardan uzak kalarak tamamlamaya özen gösterdim.

Comments (3)

Related Posts with Thumbnails